Ana Sayfa Şiir Ümit Yaşar Oğuzcan
Ümit Yaşar Oğuzcan Yazdır E-posta
site - Şiir

Biraz kül, biraz duman.. O, benim işte,
Kerem misâli yanan.. O, benim işte.
İnanma gözlerime; ben, ben değilim,
Beni sevdiğin zaman.. O, benim işte!
                            
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

 


22 Ağustos 1926’da Tarsus’ta doğdu. 4 Kasım 1984’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1845'te Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Osmanlı Bankası ve Türkiye İş Bankası’nda çalıştı. 1977'de İş Bankası Halka İlişkiler Müdür Yardımcılığı görevinde iken emekliye ayrıldı. İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu. Bir süre yayıncılık yaptı ve Akbank Genel Müdürlüğü Krediler Servisi’nde çalıştı. Yaşamının son döneminde mizah dergisi "Çarşaf"ta mizah şiirleri yazdı. İlk şiiri 1942'de Eskişehir'de yayınlanan "Kocatepe" gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Yedigün, Varlık, Büyük Doğu gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. İlk şiir kitabı "İnsanoğlu" 1947'de basıldı. Zamanla geniş kitlelerin okuyup hayranlık duyduğu bir aşk ve ölümşairi olarak tanındı. Şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığı görülür. 1973'de büyük oğlu Vedat'ın intiharından sonra "ölüm" temasına daha çok eğildi. Bazı şiirleri çağdaş sanat müziğinin popüler bestecileri tarafından bestelendi. En duyarlı ve yoğun aşk şiirlerinin yazarıdır.
 
     

 

BEŞİNCİ MEKTUP
 

Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
...
Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini. ..
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini, İnsanları sevmesini,
aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artik.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem;

bunca sevemezdim ki!


ÜSTÜME VARMA İSTANBUL
 
 
 
Sana geldim, içim ümitlerle dolu
Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur
Bir gün ben de eririm caddelerinde
Çürür kemiklerim adım unutulur
 
Yine sen kalırsın dipdiri, sımsıcak
Göğün, bulutların, denizlerin kalır
Oynama İstanbul, benimle oynama
Bir gün öldürür beni bu dert, bu kahır
 
Ezilmiş ellerim arasında başım
Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış
İşte gelip kapılarına dayanmışım
 
Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim
Beni sarhoş etme, başım dönüyor
Üstüme varma İstanbul, kederliyim

 
 
BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM
 
 
 
Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim.
 
Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir.
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
Belki de seversin beni kimbilir.
 
Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında.
Aşk bu özleyiş bu hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında.
 
Ya da unuturum kim olduğumu
Hatırlamam belki adımı bile.
Belki de çıldırır deli olurum
Sana kavuşmanın heycanıyla.
 
Aşk bu, bilinir mi nereye varır
Ne durdurur özlemini, seveni.
Bakarsın ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni.


 
KURŞUN YARASI
 
 
 
İstediğin zaman, rasladığın yerde
Kıyasıya olmalı beni vuruşun
Kanım günlerce akmalı caddelerde
Tam kalbime değmeli attığın kurşun.
Ya kalbime, ya alnımın ortasına
En can alacak yerime nişan al.
Çare bulunmaz her kurşun yarasına
Beni öldür ve açık gözlerime dal
Bir eser olmasın içinde korkudan.
Tetiği kininle, garezinle çek
Kurşun değil ölüm çıkmalı namludan.
Bırak benim kanım olsun dökülecek
En son kurşunun da olsa namluya sür
Nasıl olsa ölüm var, bari sen öldür.


 
İMKANSIZ ŞEYLER
 
 
 
İmkansız olan şeyler vardır bilirsin
Yaşlanmamak gibi, ölmemek gibi.
Ve seni sevmemek çigan gözlüm
Mümkün değil ki.
Çıkarıp atamam içimden
Neyleyim yer etmişin bir kere.
Ne zaman elime bir kağıt alsam
Siner güzelliğin kelimelere.
Yumsam gözlerimi seni seyrederim
Devamlı bir musiki kulaklarımda sesin
Mevsimler seninle başlar, seninle biter
Yıl oniki ay benimlesin.
Ne zaman bir gemi görsem limanda
Alıp başımı seninle gitmek isterim.
Umurumda değil bu oyunlar, bu düzenler
Anlasana; seni arıyor ellerim.
İmkansız düşünmemek gecelerce seni
Ve sevmemek ömür boyunca, bir gün değil.
- Başka çaremiz yok, beni unut - demiştin
Mümkün değil çigan gözlüm, mümkün değil...


 
UNUTAMIYORUM
 
 
 
Unut demek kolay gel bana sor bir de.
Unutamıyorum işte unutamıyorum.
Bir şey var şuramda beni kahreden
Şuramda tam yüreğimin üstünde
Çakılı duran bir şey var
Elimde değil söküp atamıyorum.
 
Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere.
Kimi görsem biraz sana benziyor
Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü
Şu kayaları döven deniz
Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı
Bir zamanlar beraber dinlediğimiz.
 
Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan.
Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba?
O güzelim gözleri kime bakıyor
O canım elleri nerde?
Oysa günler o günler değil
Akşamlar o akşamlar değil
Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde.
 
Durup durup seni büyütüyorum içimde.
Seninle acılar büyütüyorum
Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz.
Kirli sular yürüyor iliklerime
Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun?
Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
Bir gün olsun bir dakika olsun.
 
Unut demek kolay, gel bana sor bir de.
Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum.
Dilimin ucunda sen
Başımın içinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamıyorum işte, unutamıyorum...


 
 
SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM
 
 
Dağ başında bir avcı kulübesi
Yerle diz boyu kar.
Ocakta ateş
Dışarda rüzgar.
Hadi gel
Önce sevişmeliyiz uzun uzun.
Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız
Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp
Birer birer öpmeliyim.
Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana
Böylece ölmeliyiz.
Aradan yıllar geçip
Bizi buldukları zaman
Etlerimiz çürümüş olsa da
Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden.
Hadi gel
Nefes almak hüner değil
Seninle ölmek istiyorum.


 
 
 
BİR GÜN
 
 
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum.
 
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde.
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl?
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum.
 
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak.
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum.
 
Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum.


 
 
 
AŞKTI O
 
 
Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi
Aşktı o! Beni durup durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, doludizgin gidişime dur diyen
 
Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim
Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su
Böyle ak pAk olacağımı bilir miydim
İçimde açmasaydı o sevmek duygusu?
 
Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü
Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın
Görsün prangalarım o doğacak günü
 
Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın
Seninle her yerde güzel, her zaman yeni
İstemem, sensiz hatırlamasınlar beni
 


 
 
BİR GÜN KAPINA GELSEM
 
 
Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum.
Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından
Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.
 
Her şey sağır içimde, ne şiir, ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski.
Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık, bu ne özlem diyorum.
 
Beni çağırdığını bir defa duyabilsem.
Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum.
 


 
 
UNUTULMAYANLAR
 
 
Biliyorum, unutamayacaksın!
Ağır ağır geçecek mevsimler
Bir bir ağaracak saçının telleri
Solacak albümde eski resimler.
 
Beni hatırladıkça için ürperecek
Boşanan gözyaşlarını tutamayacaksın.
Boşuna zorlama kendini, sevdiğim
Biliyorum, unutamayacaksın.
 
Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım.
Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa.
Şöhretmiş, servetmiş herşey geçiyor, inan
Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa.
 
Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın
Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak.
Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan
İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.
 
Zannetme ki herşey bitti sevdiğim
Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.
Ve bundan sonra kim severse dünyada
Seni ve beni hatırlayacaklar.

 
 
 
BENİ UNUTMA
 
 
 
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile.
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma.
 
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm.
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma.
 
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yâr.
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma.
 
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm.
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma.
 
Hâlâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy.
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma.
 
Büyük acılarla tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel.
Ne olur tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma.
 


 
 
DENİZE KAVUŞAN NEHİR
 
 
Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
Sevgi denizlerine akan büyük nehir.
Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir.
 
Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
Sen nefes alışı en bakir güzelliğin.
Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
Bir güneş doğarcasına geceleyin?
 
Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri.
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri.
 
Sen varsan dallarda kuşlar memnun
Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka
Öylesine gerçek ki var olduğun
Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga.
 
Tutsam ellerini içim ürperir hazdan
Başım döner gözlerin gözlerime değse.
Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan
Yokluğun da odur senin, ölmek neyse.
 
Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz.

 

 

ÜNLÜ KARİKATÜRLER

Biraz eğlenmek ve güzel gülümseyişler için 

hemen tıklayın.

YÖNETİCİYE MESAJ

Mail göndermek için tıklayın.