Ana Sayfa Gülümsetici Temel Fıkraları
Temel Fıkraları Yazdır E-posta
site - Gülümsetici

 Temel Fıkraları

Doğanın Dengesi
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni.

 

Medeniyet


Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış.
Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış.
- "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar.
O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş.
- "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki."
Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. Açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar.
Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş.
- "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş görevliler.
Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?"
Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......"

Patates


Bir Fransız, bir İngiliz ve bir de Temel bir gemiye kaçak olarak binmişler ve ambarda saklanıyorlarmış. Ambar memuru da kaçak
yolcu var mı? Diye ambarı kontrole gelmiş. Bizimkiler de hemen gördükleri üç çuvala saklanmışlar. Ambar memuru gezerken birden
üç çuval dikkatini çekmiş ve birinci çuvala bir tekme atmış çuvaldan “miyav miyav” diye sesler gelmiş. Ambar memuru herhalde
kedidir demiş ve ikinci çuvala bir tekme atmış çuvaldan “hav hav” diye sesler gelmiş. Herhalde bu da köpektir diye düşünmüş.
Sonra üçüncü çuvala bir tekme atmış, ses yok, bir daha gene yok, almış duvardan duvara vurmuş. Artık çuvalın kenarından kan
sızmaya başlamış tam bu sırada bir ses “patates”.

Soygun


Parasızlık bir gün Temel'in canına tak etmiş ve çok para kazanmak üzere Amerika'ya gitmeye karar vermiş. Hemen uçak biletini
alıp ilk uçakla soluğu orada alıvermiş. Fakat görmüş ki orada para kazanmak onun hayal ettiği kadar kolay değil. Bakmış elindeki
avucundaki de bitiyor bir banka soyup ülkesine kaçmaya karar vermiş. Gece olmuş. Temel bir bankaya girmeyi başarmış ve hemen
önüne çıkan ilk kasayı açmış. Bir de bakmış ki kasada bir kase muhallebiden başka bir şey yok. Bu benim kısmetim diyerek yemiş
muhallebiyi bir güzel. Gitmiş ikinci kasaya. Onu da açınca ne görsün bir kase muhallebi daha. Onu da yiyivermiş. Sıra gelmiş üçüncü
ve son kasaya. Onu da açmış ve görmüş ki oda boş. Sadece bir kase muhallebi. Temel çok sinirlenmiş. Ama muhallebiyi de bir güzel
yemiş. Bakmış para mara yok vazgeçmiş soygundan. Kaldığı otele geri dönmüş. Ertesi sabah gazetesini almış ve okumaya başlamış.
Gazetedeki manşette şu yazıyormuş:
“AMERİKA'DAKİ EN BÜYÜK SPERM BANKASI DÜN GECE KİMLİĞİ BELİRSİZ KİŞİLER TARAFINDAN SOYULMUŞTUR! ”

Fidan


Günlerden bir gün turistin birisinin yolu Karadeniz'e düşmüş, adam Trabzon'da çok güzel denize nazır bir otel odasında iki gün
tatil yapacakmış. Neyse sabah kalkmış, güzelce kahvaltısını odasına getirtmiş, balkonda kahvaltı yapacak, birden dikkatini karşı
kaldırımdaki iki adam çekmiş. Adamların birisi harıl harıl çukur kazıyor, diğeri de arkasından harıl harıl kazılan çukuru
dolduruyormuş, bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, öğlen olmuş, akşam üzeri olmuş, bu bizim iki adam bütün sahil kenarını kaz-kapat
şeklinde dolaşıp duruyorlar. Turist en sonunda dayanamamış inmiş aşağıya, adamların yanına gitmiş;
- “Yahu kardeşim sabahtan beri sizi seyrediyorum, biriniz çukur, kazıyorsunuz, öbürünüz de ardından kapatıyorsunuz, Allah aşkına
siz ne yapıyorsunuz? ” demiş.
Bizim Karadenizlilerden fırlama olanı cevap vermiş;
- “Uşağum aslında biz üç kişi belediye için çalişiyruk, ha ben Temel çukuru kazıyrım, Tursun çukura dikilecek fidanı koyar, şu
karşına olan Hasan da çukuru kapatır, iki gündür Tursun hasta ama biz işimizi harfiylen yapiyrik da... ”

Çıplaklar Kampı


Temel’le Dursun plajda dolaşırken kapısında ‘çıplaklar kampı’ yazan etrafı duvarlar ve tel örgülerle çevrili bir yapıyla karşılaştılar.
Dursun:
- “Temel içeride ne var acaba? ”
Neyse Dursun yere doğru eğildi. Temel sırtına çıkıp yükseldi. Dursun:
- “İçeride ne var? ”
- “İnsanlar ”
- “Kadın mı erkek mi? ”
- “Nasıl anlayayım. Hiçbiri elbise giymemiş ki? ”


100 Tane

Temel Dursun ’a soruyor:
- “Ula Dursun sen oruçlu oruçlu kaç hamsi yersun? ”
Dursun : “Vallaa 100 tane yerim. ”
Temel : “Olur mu ulan ilk hamsiyi yediğinde oruç bozulur diğer 99 sayılmaz. ”
Neyse Dursun bunu kafaya takıyor. O da yine yolda gördüğü İdris ’e soruyor:
- “Ula İdris sen oruçlu olarak kaç hamsi yersun? ”
İdris : “Valla 50 tane falan. ”
Dursun : “Ula 100 tane deseydun sana bir şey anlatacaktum. ”

İki Maaşımı Vereyim


Temel çok zengin ayrıca prestiji de sağlam. Bir gün otelin birinin kral dairesinde ummadık bir şey oluyor. Temel altına kaçırıyor.
Temel pantolonu falan fazla kirlenmediğine seviniyor ama çorap batmış. Şimdi komiyi çağırsa rezil olacak. En iyisi diyor
pencereden aşağı atayım. Çorabı pencereden sallarken elinden kaçıyor ve tavana çarpıp yere düşüyor. Eyvah. Tavan mahvoldu.
Çaresiz artık komiyi çağırıyor. Komi içeri giriyor. Temel:
- “Şu tavandakini temizle sana bir maaşın kadar avans vereyim.”
Komi çok şaşkın şekilde cevap veriyor:
- “Sen onu oraya nasıl yaptığını söyle ben sana iki maaşımı vereyim.”

İngilizce


Temel İngiltere'ye gidecekmiş. Lisan öğrenmesi gerek. Dershaneye yazılmış. İlk derste “come”, yani “gel”, demeyi öğretiyorlarmış.
Temel bu işe akıl erdirememiş. Öğretmene demiş ki,
- “Bu nasıl iştur, come yazaysun, kam okuysun, peçi, cel olduğunu nasıl anlaysun?”

İngilizce Konuşma
Temel İngiltere’ye gidecekti. Onun için bir arkadaşından İngilizce hakkında bilgi istemişti. Arkadaşı Türkçe kelimelerin son
hecesinin uzatılması şeklinde diye Temel’e bilgi verdi. Temel uçağa bindi. On dakika sonra hostesi çağırmak için:
- “Hosteeees.”
O da ne hostes gelmişti. Temel İngilizceyi sökmeye başladığını düşünüyordu. Havaalanından çıktı:
- “Taksiiiii.”
Vay be taksi de durmuştu. Temel ağır ağır kendini kaptırdı:
- “Hoteeeeeeel.”
Otele gitti. Odasına çıktı, duş aldıktan sonra bara indi:
- “Viskiiiii.”
Daha sonra Londra sokaklarında dolaşmaya başladı.
Parkta bir adam gördü:
- “Merhabaaaaa, nasılsınıııız?”
Adam : - “İyiyiiiiim, sağoooooool”
Temel : - “Türk müsüüüüüüz? ”
Adam : - “Eveeeeet”
Temel : - “Kardeşim Türksün de neden iki saattir İngilizce konuşuyorsun.”

Kim
Temel Manhattan’da bara giriyor. Barmenle muhabbet falan, derken barmen buna bir bilmece soruyor:
- “Babamın oğlu olan ama benim kardeşim olmayan kimdir ?”
Temel bilemiyor, Barmen
- “Benim” diyor.
Temel Trabzon’a dönüyor, hemen kahveye gidip Dursun ’u buluyor:
- “Ula Dursun, söyle pakayim babamın oğlu olan ama benim kardeşim olmayan kişi kimdir ?”
Dursun:
- “Pilmem”
Temel cevabı söylüyor:
- “Manhattan’daki bardaki barmen.”

Dönmedolap
Temel’le Fadime lunaparka giderler. Dolaşırlarken bir ara Fadime dönmedolaba binmek ister. Temel karşı çıkar,
- “Olmaz, donun gözükür,” der.
Fadime susar. Az sonra Temel balonlara tüfek atarken Fadime çaktırmadan yanından ayrılır. On dakika sonra Temel’in yanına
döner. Temel sorar:
- “Neredeydin?”
- “Dönmedolaba bindim,” deyince Temel sinirlenir.
- “Ben sana binme donun gözükür demedim mi?”
- “Dedin ama gözükmedi. Çıkardım oni”.

Bira
Temel Çiçek Pasajı’nda birasını içtikten sonra lokanta sahibine sorar:
- “Bir günde kaç ficu pira satayisun?”
- “Aşağı yukarı üç fıçı”
- “Dört fıçı satmak istemez misin? ”
- “Tabii.”
- “Öyleyüse pardakları tam doldurmalısun. ”
Yavaşla
Temel şehir dışında bir yolda hızla araba kullanıyormuş.
Bakmış bir tabela “YAVAŞLA 80 km”. Temel hızını 80’e indirmiş.
Birazdan başka bir tabela “YAVAŞLA 60” Temel hızını 60’a indirmiş.
Merakla giderken yeniden bir tabela “YAVASLA 40”. Temel 40 km ’ye inmiş bir yandan da acaba yolda çalışma mı var? Diye
düşünüyormuş. Epey gittikten sonra bakmış yine bir tabela “YAVAŞLA 15”. Temel hızını 15 km ’ye indirmiş yolun en sağından tıngır
mıngır gitmeye başlamış ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş:
“YAVAŞLAYA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS:2500 ”

Rehber
Temel Boğaz’da tekneyle Amerikalı turisti gezdiriyor.
Amerikalı: “Bu saray ne kadar zamanda yapılmış.”
Temel : “5 yılda.”
Amerikalı: “Hımm bizde olsa 1 yılda yapılırdı.”
Biraz sonra
Amerikalı: “Bu camii ne kadar zamanda yapılmış.”
Temel : “2 yıl.”
Amerikalı: “Bizde olsa 3 ayda biterdi.”
Temel sinir olur. Boğaz Köprü’süne gelirler.
Temel Hikâyeleri – Temel01.doc / 2
Amerikalı: “Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı.”
Temel : “Hancisi? Bu mu? Bilemeyeceğum Bu dün burada yok idi.”

Deliğim Hazırdır
Yeryüzündeki hayatını, bütün kurallara uygun yaşayıp tamamlayan Temel, yukarıda 1. sınıf törenle karşılanmış. Refakatçi melek
- “Efendim siz direk cennete alınacaksınız. Arzu ederseniz işlemleriniz tamamlanıncaya kadar bir tanıtma gezisi yapalım” demiş,
Melek önde Temel arkada Cennet hazırlık bölümüne girmişler. İlk kapının arkasından canhıraş feryatlar gelmekte imiş. Kapıyı açıp
içeri girdiklerinde iki meleğin aralarında tuttukları adamın sırtında matkapla delik açmakta olduklarını görmüşler.
Temel “Uyyy... Bu nedur ?”
Melek “Efendim, burası kanat takma bölümü. Cennete katılan sizin gibi aziz mertebesindekilere kanat takıyoruz, bunun için delik
deliyorlar ” demiş.
İkinci kapıya geldiklerinde gene kapının arkasında canhıraş feryatlar; kapıyı açıp içeri girmişler. İki melek aralarındaki adamın
kafasında matkapla delik açıyorlarmış.
Temel “Uyyy. Bu nedur?”
Melek “Efendim burası halka takma bölümü. Sizin gibi aziz mertebesindekilerin başlarının üzerindeki kutsal halkayı takmak için
delik deliyorlar” deyince
Temel “Uyyyy. Ben cehenneme gidiyorum”
Melek “Aman efendim. Ne yapıyorsunuz orada insanları kazığa oturturlar”
Temel “Olsun. Hiç olmazsa deluğum hazırdır daa”

Sıra Sana Da Gelecek
Temel, iş nedeniyle şehir dışına çıkmış ve işlerini kısa sürede halledince eve dönmeye karar vermiş. Eve girince birde ne görsün,
karısı başka bir adamla birlikte. Çok sinirlenmiş, çekmiş tabancasını adamı vurmuş. Daha sonra silahı şakağına dayamış. O sırada
karısı yalvarmaya başlamış:
- “Temel nolur yapma”
Temel karısına dönmüş
- “Sus kaltak, sıra sana da gelecek”

Temel Kim Ya
Bir gün Afrodit, Herkül ve Don Juan bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış. Hepsi kendini övüyor ama hiçbiri birbirine inanmıyormuş.
Herkül “Ben dünyanın en güçlü insanıyım” derken,
Afrodit “Ben dünyanın en güzel varlığıyım” diyormuş.
Tabi o sırada Don Juan da boş durur mu “Ben dünyanın en çok kadınıyla birlikte olmuş olan erkeğiyim” diyormuş. Bunlar tartışa
dursunlar bir anda Herkül 'ün aklına bir fikir gelmiş.
- “Arkadaşlar şu dağın tepesindeki mağarada yaşlı bir adam var ve dünyadaki her şeyi biliyor. Eğer birbirimize inanmıyorsak gidip
ona soralım eğer o her şeyi biliyorsa bize doğruları söyler.” demiş.
Hepsi bu fikri kabul etmişler ve dağın tepesine gitmişler ilk önce Afrodit girmiş ve böbürlenerek çıkmış:
- “Haklıymışım en güzel varlık benmişim. ”
Sonra Herkül girmiş ve o da kasıla kasıla çıkmış:
- “Haklıymışım en güçlü insan benmişim. ”
En son Don Juan'a sıra gelmiş ve o girmiş ama berbat bir suratla çıkmış:
- “Ulan bu TEMEL kim yaa? ”

Ressam Temel
Amerika ile Sovyetler arasındaki meşhur füzeler ve Küba bunalımının en dehşet günleri. Kruşcef, Küba'ya gelecekmiş. Kübalılar
toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar.
- “Bir tablo yap. Adı, 'Kruşcef Küba’da' olsun” diye.
Ressam “Hadi oradan” demiş. “Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba'ya gelmedi. Şimdi ben nasıl “Kruşcef Küba'da” diye
atmasyondan resim yaparım?”
Tesadüf bu ya. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş.
“Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz” diye.
Vermişler. Temel bir hafta sonra, Kübalılar 'ı çağırmış.
- “İşte tablonuz” demiş.
Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da donuvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.
- “Bu ne” diye gürlemiş, Turizm Bakanı. “Bu ne? Bu kadın kim?”
- “Kruşcef'in karısı” demiş, Temel.
- “Peki, bu üstündeki adam kim?”
- “Kruşcef'in uşağı.”
- “Peki, Kruşcef nerde ulan! ”
- “Kruşcef Küba'da” demiş Temel!

Amerika Şehirleri
Temel ile İdris çok eskiden bir yolculuğa çıkmışlar. Temel'in arkasında saz, İdris'in sırtında azık, Asya'yı geçip, Amerika'ya
gelmişler. Burada dolaşırken birden etraflarını Kızılderililer sarmış. Napıcaz derken Temel:
- “Ben sazımı çıkartıp çaliim, bunlar böyle bir şey görmemişlerdir. ” deyip başlamış saz çalmaya.
Temel'in saz çalışını duyan bütün Kızılderililer son hızla kaçmış. Bunun üzerine İdris
- “Buraya bi tek saz yetti, buranın adı TekSaz olsun” demiş.
Gene yola koyulmuşlar. Bir gün yine Kızılderililer etraflarını sarmış. Temel gene aynı taktik saz çalmış. Sazı duyan yerliler iyicene
sinirlenip üzerlerine yürümeye başlamış Temel ile İdris ’in. Bunun üzerine İdris 'de güzel bir gaz çıkartmış. Kokuya dayanamayan
Kızılderililerin hepsi vınn. Temel
- “Buranın adı da Laz VeGaz olsun bari” demiş.
Dolaşmaya devam ederlerken gene Kızılderililer saldırmış. Temel başlamış saza ama sazı duyan Kızılderililer çok sinirlenip almışlar
sazı Temel’in münasip yerine monte etmişler ve gitmişler. Bunun üzerine İdris
- “Buranın adı da ArkanSaz olsun Temel. ” demiş.

Las Vegas'ın kumarhane kenti olmasındaki en büyük payın lazlara ait olduğunu biliyor muydunuz?
Christopher Colomb beyler Amerika'da çölde yürürken karşısında bizim laz Temel'i görmüş. Temel'in yanında çok sevdiği,
yanından hiç ayırmadığı bir de kazı varmış (kuş olan kaz). Eh, malumunuz Amerika Colomb'dan yüzyıllarca önce de biliniyordu.
Bizim Piri Reis'imizin Amerika'nın keşfinden 30 yıl önce çizdiği haritada adanın en ufak ayrıntısına kadar yer aldığını bilmeyeniniz
yoktur. Ancak Colomb beylerin isim verme merakından olacak ki kendisine çok ilginç gelen bu olaydan ötürü çöle Laz Ve Kaz ismini
vermeye karar vermiş. Ancak konuşma özürlü Amerikalılar Laz ve Kaz diyemedikleri için bölgeye Las Vegas adını koyup olayın
anısına tam Laz ve Kazın bulundukları noktaya bir kumarhane kurmuşlar. Sonra da sayıları gitgide artan kumarhanelerle Las Vegas
bugünkü halini almıştır.

3 Arkadaş
Adanalı Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu üç arkadaş Boğaz Köprüsü’nde tamir yapıyorlarmış ve karıları da bunlara yemeleri için
bir şeyler hazırlıyormuş. Ama hep aynı şeyler. Kayserili yemek torbasını açıyor pastırmalı ekmek. Adanalı açıyor köfte ekmek.
Temel açıyor ekmek arası hamsi. Bu hep böyle devam ediyormuş. Neyse günlerden bir gün bunların canına tak etmiş ve demişler
yine aynı şeyleri hazırladılarsa kendimizi köprüden atalım. Adanalı bakmış ekmeğe köfteli hop aşağıya atlamış, Kayserilininki de
pastırmalı, oda atlamış aşağı. Temel bakmış hamsili, o da dayanamamış ve atlamış. Bunların evlerinde de ağıt yakılıyormuş.
Adanalının karısı:
- “Vah zavallı kocacığım köfte ekmeği ne çok severdi hep kendi ellerimle hazırlardım. ”
Kayserili:
- “Vah zavallı kocacığım pastırmalı ekmeği ne çok severdi hep kendi ellerimle hazırlardım. ”
Karadenizli ise
- “Vah zavallı kocacığım hamsi+ekmeği ne çok severdi her sabah kalkıp kendi hazırlardı. ”


Hiç Değişmemişsin

Temel ile Cemal oturmuş muhabbet ederlerken bir ara Temel dönmüş ve
- “Biliyor musun Cemal ne düşünüyorum ”
- “Ne düşünüyorsun? ”
- “Sen bir gün gelecek ve öleceksin, gömücekler seni ve toprak olacaksın, rüzgâr seni oradan oraya savuracak ve üzerine yağmur
yağacak sende filiz olarak topraktan yeşerecek ve büyüyeceksin, bir inek gelecek ve seni yiyecek, sindirim sistemine karışacaksın
ve daha sonra seni bok olarak dışarı atacak ve o zaman ben gelicem, senin karşına geçicem ve ne diyecem biliyor musun? ”
- “Ne diyicen? ”
- “Ulan Cemal neydin ne oldun diyicem”
Bu kez Cemal başlamış
- “Biliyor musun Temel ne düşünüyorum? ”
- “Hayır, bilmiyorum, ne düşünüyorsun? ”
- “Sende bir gün gelecek ve öleceksin, seni gömücekler ve toprak olacaksın, rüzgâr seni savuracak ve üzerine yağmur yağacak, bir
filiz olarak topraktan yeşerecek ve büyüyeceksin, bir inek gelip seni yiyecek ve sindirim sistemine karıştıracak ve daha sonra seni
bok olarak dışarı atacak ve o zaman ben gelicem, karşına geçicem ve ne diyecem biliyor musun? ”
- “Ne diyicen? ”
- “Ulan Temel hiç değişmemişsin, boktun yine aynı boksun. ”

Aldatma
Üç Karadenizli bir akşam meyhanede acayip dertli bir şekilde kafa çekiyorlar. Kafalar kıyaklaşınca İdris başlıyor.
- “Karım nasıl beni aldatır? Hem de bir yazarla ” diye söylenmeye.
- “Nereden anladın bir yazarla aldattığını?” diye sorunca diğerleri
- “Nereden olacak bir akşam eve geldiğimde yatağın altında bir roman buldum” der.
Biraz sonra Dursun bir of çeker ve o da başlar derdini anlatmaya.
- “Benim karı da beni bir aşçı ile aldatıyor.”
- “Nasıl anladın?” diye sorunca diğerleri Dursun
- “Geçen gün gündüz vakti eve geldiğimde bizim yatağın altında bir kepçe buldum” der.
Bunları dinleyen bizim Temel öyle bir of çeker ki masayı titretir. Hayrola der diğerleri. Temel
- “Sormayın arkadaşlar sizi dinleyince benim derdim on kat daha arttı.” der.
Diğerleri buna bir anlam veremez.
- “Nasıl yani?” diye sorarlar.
Temel
- “Uzun zamandır bizim karıdan şüpheleneydum. Geçen gün gündüz vakti eve bir baskın yapayım dedim. Bir baktım yatağın altında
bir jokey var. Demekkim bu karı beni bir at ile aldatıyor.”

Telsiz Telefon
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
- “Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce
telefon kullanmışlardır. ”
Sıra Türkiye’ye gelir ve Temel başlar anlatmaya
- “Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama bir şey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon
kullanmışlardır. ”

Pazarlık
Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar. Temel dua
etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra
düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Bir taraftan da balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla, yarısını da atsam olur der. Biraz
daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısı da çok fazla ben bunların çeyreğini de atsam olur der. Biraz daha zaman
geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur. Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der.
- “Haçen sen de şakadan hiç anlamiyusun.”


Soğan Var Mı?
Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, girmiş bir eczaneye:
- “Beyefendi sizde soğan var mı? ”
Adam Temel'i başından savmış. Temel bu durur mu? Her gün yeni saçma sorularla geliyormuş. Bir gün eczacı Temel'e:
- “Kardeşim senin derdin ne? ”
- “Burayı bana sat. ”
Eczacı kurtulmak için eczaneyi satmış, birkaç gün sonra eczaneyi satan adam içeri girmiş, Temel'e:
- “Siz de soğan var mı? ” demiş.
Temel adama:
- “Bizde soğan var ama senin reçeten var mı? ” demiş.

Bar
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor. 'Ulan' diyor,
- “Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?” Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor.
- “Bana bir fvisku” yok böyle anlarlar
- “Bana bir rakı” 'yok' diyor 'böyle de anlarlar.
- “Bana bir bira” Tamam diyor böyle iyi anlamazlar.
Ve aşağıya iniyor, masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
- “Barmen bana bir bira. ”
Barmen Temel’i biraz süzdükten sonra soruyor:
- “Birader sen laz mısın? ”
Temel:
- “Uuuy nasıl anladın” diyor;
- “Burası resepsiyon da bar karşıda! ”

Mermerci Temel
Efendim, minik bir köyde, evde kalmış bir kız yaşarmış. Çok yaşlıymış. Ve de hala bakire kalmakla fena halde övünürmüş. Ölümün
yaklaştığını hissedince, muhtara para bırakmış.
- “Bu para ile bana mezar yaptır. Mezar taşıma da 'Bakire doğdu, bakire yaşadı, bakire öldü' diye yazdır” demiş.
Bir süre sonra da ölmüş. Muhtar para ile cenazeyi kaldırtmış. Mezar taşını da, mermerci Temel'e ısmarlamış. Bir Karadenizli 'den
beklenmeyecek kadar tembel Temel “Bunca yazıyı yazmak günler sürer” demiş içinden. “Ben bunu özetlerim.”
Muhtar bir hafta sonra, mezarlığa gelmiş ve mezar taşını okumuş:
- “Açılmadan geri iade!”

Şimdi
Temel binanın altıncı katından düşmüştü. Hemen etrafına bir kalabalık toplandı. Yoldan geçen biri kalabalığı yardı ve yaralı
Temel'in üzerine eğilip sordu:
- “Ne oldu? ”
Temel zorlukla konuştu:
- “Vallahi bilmiyorum. Ben de şimdi geldim. ”

Avcı
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel’in önderliğinde ilerlemektedir. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel:
- “Yatın yere, tavşan deliği! ”
Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye
başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar. Temel:
- “Yatın yere, tilki deliği! ”
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar, onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel:
- “Yatın yere, ayı ini! ”
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin
başında dururlar. Acemiler hep birden Temel’e bakar. Temel:
- “Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza ”
Ertesi gün gazetelerde:
‘Dört avcı tren altında can verdi...’

Kaleci
İstanbul’un göbeğinde feci bir yangın; gazeteciler fotoğraflarını çekmek üzere meraklılarla birlikte 200-300’e yakın insan
oluşturmuşlar. İtfaiyeciler cayır cayır yanan apartmandan tüm kazazedeleri kurtardık sanırlarken, bir de ne görsünler: Bir kadın
yanındaki bebeği ile 4. kattan imdat, imdat! Diye avazı çıktığı kadar bağırıyor. İtfaiyecilerin yapacakları hiç bir şey yok, zira ateş
binayı öylesine sarmış ki, bırak 4. kata çıkmayı, artık binaya bile yaklaşılmıyor. O esnada insan topluluğunun arasından bizim Temel
sıyrılır ve yukarıdaki kadına çocuğunu aşağıya attığı takdirde tutarak hayatını kurtaracağını söyler. Hiç 4. kattan çocuk aşağıya
atılır mı, diye düşünen kadın çocuğunu atmamakta ısrar eder. Bunun üzerine Temel:
- “Ablacuğum, ha cen ataysun çocuğu aşağuya, pen oni iyi tutayrum, zira pen Rizespor’un kalecisuyum” der.
Kadın artık ne yapsın, hiç olmazsa çocuğum kurtulsun maksadıyla sallar bebeği aşağıya. Aşağıda çıt yok; çocuk aşağıya ağır çekimde
düşerken fotoğrafçılar günün ve hatta yılın olayını görüntülemek üzere yerlerini almışlar. Temel yine ağır çekimde daha halen
havada olan bebeğe doğru koşar, bir sıçrayışta bebeği tam 90’da avuçlarının içine alır ve yumuşak bir inişle gazetecilerin flaşları
arasında yere yuvarlanır. Artık seyircileri yerinde tutmak imkânsız; alkışlar, tezahüratlar ardı ardına kesilmezken, Temel millete
döner, elini kaldırarak onları selamlar ve bebeği 2 kere yere vurduktan sonra degajını yapar...

Otobüs Bekliyorum
Marangoz Temel evin gardırobunu monte ediyor. İş bitmiş, ama menteşelerinden biri gıcırdıyor gardırobun. Farkediyor ki yoldan
geçen otobüs, kamyonun sarsıntısından. Evin hanımına diyor, ben içeri gireyim, sarsıntı olduğunda gıcırtının nereden olduğunu
bulayım. Gelgelelim bir iki dakika sonra iriyarı, kızgın bir adam açıyor gardırobun kapısını.
- “Ne arıyorsun, diyor karımın yatak odasında.
Temel bir adama bakıyor, bir korkudan bembeyaz olmuş karısına bakıyor,
- “Yahu diyor, otobüs bekliyorum diyeceğum amma inanmacaysun. ”

Vampir
Vampir Temel yanında İngiliz ve Fransız vampirlerle bulutların üstünde uçmaktadır. Aniden İngiliz vampir dalışa geçer. Az sonra
geri döndüğünde yüzü gözü kan içindedir. Meraklanan Alman vampir ve Temel vampir sorarlar:
- “Ne oldu yüzün gözün kan içinde kalmış? ”
İngiliz vampir sakince
- “Şu aşağıdaki kulübeyi görüyor musunuz? ” diye sorar.
- “Evet! ”
- “Yanında uyuyan bir adam var. Onu da görebiliyor musunuz?”
- “Evet! ”
- “İşte canım o adamı çok çekti gidip biraz kanını emdim. ”
Tekrar yola koyulurlar. Çok fazla zaman geçmemiştir ki bu kez Alman vampir dalışa geçer geri döndüğünde onun da yüzü gözü kan
içindedir. Ona ne olduğu sorulduğunda ise:
- “Şu aşağıdaki sürülmüş tarlayı görüyor musunuz? ” diye cevap verir.
- “Evet”
- “Peki, tarlanın diğer uçundaki traktörü görüyor musunuz? ”
- “Evet”
- “Traktörün gölgesinde uzanmış yatan küçük bir kız var onu da gördünüz mü? ”
- “Evet gördük. ”
- “Canım çok çekti gidip biraz kanını emdim! ”
Tekrar yola koyulurlar. Beş dakika geçmeden bu kez Temel vampir şimşek gibi dalışa geçer. Az sonra geri döndüğünde onun da
diğerleri gibi yüzü gözü kan içindedir. Arkadaşları ne olduğunu sorarlar. Temel cevaplar:
- “Şu aşağıdaki küçük binayı görüyor musunuz?”
- “Evet.”
- “Peki, onun yanındaki direği? ”
- “Evet. ”
- “Ben göremedim de!”

Bitiş Düdüğü
İki Karadeniz takımı, Rizespor ’la Sinop maç yapıyorlarmış. O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş. Sinoplular trenin
düdüğünü hakemin bitiş düdüğü zannetmişler ve sahayı terk etmişler. Kalan 85 dakikada Rizespor da gol atamayınca maç 0-0
berabere bitmiş.

Muz Kabuğu
Temel ailesi yürüyerek bir yere giderken Temel yerde muz kabuğunu görmüş,
- “Ha uşaklar Tikkat edun, pirazdan yine tüşecağuz”, demiş.

Söndüreyrum
Temel ne zaman balığa çıksa, pantolonun paçaları ıslak dönermiş.
- “Niye” diye sormuşlar.
- “Paluk tutarken sıkılayrum, Sigara içeyrum. Pitince sigaramı tenize atıp pasıp söndüreyrum. ”

Kompozisyon
Temel bir maskeli balonun yarışmasında kompozisyonuyla birinci gelmiş. Çırılçıplak, kafasında gaz maskesi, elinde bir demet çiçek
ve orasında sallanan bir prezervatif. Jüriye göre:
Çıplaklık fakirliği; Gaz maskesi hava kirliliğini; Prezervatif de bedensel kirliliği simgeliyormuş. Bir demet çiçek ise doğayı
simgeliyormuş.
Temel Hikâyeleri – Temel01.doc / 6
- “Hayır” diye itiraz etmiş Temel.
- “Punu temek istemiştum. Kaput kullanmak, çiçeği gaz maskesiyle koklamaya penzer. ”

Soru
Temel otobüsün kapısına yanaşır. İçeride bulunan şoföre:
- “Affedersiniz bütün bilet gişeleri kapanmış, eğer sizce bir sakıncası yoksa biletimi son duraktan alabilir miyim?”
Şoför cevap verir:
- “Fark etmez. Bir de içerdekilere de sorun isterseniz.”
Temel otobüsten içeri girer ve bağırmaya başlar:
- “Abilerim ablalarım biletimi son duraktan alsam olur mu ?”

Bir Bira Daha
Temel bir gün bara gitmiş. Barmene
- “Bana bir bira” demiş. Barmen Temel’e bir bira vermiş.
Temel sormuş:
- “Kaç para?” Barmen yanıtlamış;
- “260.000 lira”
Temel cebindeki bütün madeni onbin liraları çıkarıp 26 tanesini üstüste dizmiş. Tam barmen elini uzatmış paraları alacakken Temel
elinin tersiyle paralara bir vurmuş. Paralar şangır şangır etrafa dağılmış. Barmen paraları yerden toplamış ama çok sinirlenmiş.
Ertesi gün Temel tekrar bara gelmiş.
- “Bana bir bira” demiş. Barmen birayı vermiş. Temel sormuş:
- “Kaç para?” barmen “260.000 lira”
Temel cebinden kâğıt bir 500.000 lira çıkarıp barmene uzatmış. Barmen çok şaşırmış fakat bir önceki günden Temel’e gıcık olduğu
için paranın üstünü vermek için kasadan 24 tane madeni onbinlik çıkartıp masanın üstüne dizmiş ve elinin tersiyle bir vurmuş bütün
paralar yerlere saçılmış. Temel cebinden iki madeni onbin çıkarıp masanın üstüne koymuş ve
- “Bana bir bira daha” demiş.

Öksüz ve Yetim
Temel hem anasını, hem babasını öldürmüş. Yakalayıp hapse atmışlar. Bir süre geçtikten sonra duruşmaya çıkmış. Hâkim Temel'e
bir diyeceği olup olmadığını sormuş.
Temel boynunu bükmüş ve demiş ki:
- “Bu öksüz ve yetime kıymayın hâkim bey!”
Piyango Bileti
Cemal iki tane piyango bileti almış. Temel karşı çıkmış,
- “Manyak Cemal, Niye ici tane altun? Püyük ikramiye pi tane. ”

Fotoğraf
Temel bir iş için bir fabrikaya başvurmuş. Fabrika da 12 tane vesikalık fotoğraf istemiş. Temel kara kara düşünmeye başlamış,
'vesikalık fotoğrafı nasıl çektirecem ben şimdi' diye. Durumu İdris'e açıklamış. O da demiş ki:
- “Üzülme Temel, geniş bir arazide bir çukur kazarız, sen sadece vesikalık kısmın gözükecek şekilde çukura girersin, ben de senin
resmini dedemden kalma yadigârla çekerim”, demiş.
Temel kabul etmiş ve yer ve zamanı ayarlamışlar. Buluşma vaktinden önce Temel buluşma yerine gidip 12 tane kuyu kazmış. İdris
gelince şaşırmış:
- “Yavu Temel, niye 12 kuyu kazdın ki, demiş, ben zaten 12 tane fotoğraf makinesi getirmiştim. Hiç gerek yoktu kazmana. ”

Geyik Avı
Temel’le Cemal bir gün geyik avına gitmiş (hakiki boynuzlu geyik) akşama doğru bi geyik vurup boynuzlarından tutup çeke çeke
köyün yolunu tutmuşlar. Bir iki saat sonra köy görünmeye başlamış. Tam o sırada karşıdan İdris'in geldiğini görmüşler. Selam
sabahtan sonra İdris bunlara
- “Boynuzlarından değil de kuyruğundan çekerseniz daha kolay olur demiş”
Ve sonra ayrılmışlar. Başlamış bizimkiler kuyruğundan çekmeye.
Temel : -”Yaw gerçekten böyle daa kolaymış biz niye düşünemedik ?”
Cemal : -”Evet hehheh!”.
Böyle bir süre gittikten sonra Cemal Temel'e
- “Ula Temel köyden baya uzaklaştık. Hadi biz yine boynuzlarından çekelim”.


Sifonu Çekmeyin
Temel Teksas ’taki arkadaşını ziyarete gitmiş. Arkadaşı onu havaalanında 40 kapılı bir limuzinle karşılamış. Temel şaşkınlık içinde
- “Yahu bu ne büyük bir araba” demiş. Arkadaşı kasılarak
- “Teksas ’ta her şey büyük olur” diye karşılık vermiş. Uzunca bir yolculuktan sonra arkadaşının çiftlik kapısına ulaşmışlar. Ancak
eve varmaları bir saatlerini almış. Temel
- “Yahu bu ne büyük bir çiftlik” demiş.
Arkadaşıysa “Teksas ’ta her şey büyük olur” demiş aynı ses tonuyla. Eve girmişler ve hemen akşam yemeğine oturmuşlar. Tabi 100
metrelik bir masanın bir uçunda Temel diğer uçunda ev sahibi. Temel’den aynı hayret “Yahu bu ne büyük bir masa” ve arkadaşı
- “Teksas’ ta her şey büyük olur” .
Yemekten bir süre sonra Temel’in tuvalet ihtiyacı peyda etmiş ve tuvaletin yerini sormuş. Arkadaşı
- “Koridorda sağdan 5. kapı” demiş.
Temel Hikâyeleri – Temel01.doc / 7
Ancak Temel yanlışlıkla soldan 5. kapıdan girmiş. Işığı ararken bir anda kendisini evin kapalı havuzu içinde bulmuş ve can havliyle
bağırmaya başlamış:
- “Sifonu çekmeyin! Sifonu çekmeyin!”


Anadol
Temel bir gün otobanda, Anadol marka arabasıyla gidiyormuş. Aksilik bu ya arabanın arızalanacağı tutmuş. Ne yapsın? Çaresizce
arabasını çekmiş emniyet şeridine, başlamış beklemeye. Uzun bir süre bekledikten sonra yanına son model Ferrari 'si içinde gayet
şık giyimli, bir adam yanaşmış. Adam Temel'e seslenmiş:
- “Arkadaşım, istersen otobanın sonuna kadar seni arkamda çekeyim. Bekleme buralarda. ”
Çaresiz Temel hemen kabul etmiş. Bağlantıları yapmışlar. Tam yola çıkmaya hazırlanırlarken Ferrari 'nin sürücüsü Temel'e
- “Arkadaşım, bak, bende hız hastalığı vardır. Eğer dalgınlıkla hızımı arttırırsam sen arkadan selektör yap. Ben yavaşlarım. ”
demiş.
Temel buna pek anlam verememiş ama yine de kabul etmiş. Önde Ferrari arkada Anadol yola koyulmuşlar. Aradan biraz zaman
geçince Temel adamın neden söz ettiğini anlamış. Ferrari gittikçe hızlanmaya başlamış. 60km/h.. 80km/h.. 120km/h.. 150km/h..
derken Temel bakmış direksiyonu kontrol edemiyor. Hemen adamın dediklerini hatırlayıp yavaşlasın diye selektör yapmış.
Selektörü fark eden adam da yavaşlamış. Bir süre sonra Ferrari 'deki yine kendini kaptırıp hızlanmaya başlamış. Temel bu kez
daha erken davranıp adamı selektörle uyarmış. Sakin sakin ilerlemeye devam etmişler. Biraz daha zaman geçtikten sonra iki
arabanın yanına bir Lamborghini yanaşmış. Lamborghini 'deki adam Ferrari 'dekine seslenip
- “Hey, baksana! Ne dersin, yarışalım mı? 140 km ötede bir benzinci var. İkinci gelen depoları doldurur. ” demiş.
Hıza ve yarışa dünden razı olan Ferrari'li
- “Tamam! Kabul. Paraları hazırla. Kaybeden sen olacaksın. ” Hahahahaha! Demiş ve basmış gaza.
Lamborghini de kaptırmış. Başlamışlar yarışa. 60km/h. 80km/h. 120km/h. 200km/h. 280km/h Tam bu arada helikopter ile otoban
trafiğini denetleyen Dursun yarışan arabaları fark etmiş. Telsize sarılıp yerdeki ekiplere mesaj çekmiş:
- “Breyk.. Breyk.. Uçan Hamsi'den tüm ekiplere.. Şu an otoyolun 11. mevkiinde seyir halinde olan üç araba otoban emniyetini
tehlikeye sokacak şekilde aşırı hız yapıyii. Söz konusu araçlar: Ferrari, Lamborghini, ve Anadol. Ferrari ile Lamborghini yarışiyii,
arkadan Anadol geçmek için yol istiyii. ”


Karpuz Düşmüş
Temel elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Adamın birinin dikkatini çekmiş ve Temel'i izlemeye başlamış. Temel belediye
otobüsüne binmiş; eli hala belinde. İnmiş; yarım saat yürümüş; eli hala belinde. İzleyen adam da dayanamamış koşup, önüne geçmiş:
- “Kardeşim sen deli misin? ”
- “Yooo. ”
- “Peki, hasta mısın? ”
- “Yoo, değilim. ”
- “Seni iki saattir izliyorum. Elin belinde dolaşıp yürüyorsun. Hayrola? ”
Temel bakmış:
- “Anaaaa, karpuz düşmüş. ”


Net
Temel iş için başvurmuş.
- “Önce bilgi testinden geçmen gerek”, demişler ve sormuşlar,
- “İnternet ne demektir? ”
- “İşe ciremedum temektur. ”


Uçuş
Temel bir gün dağdan odun getirirken eşeğin ayağı kayar uçurumdan yuvarlanır. Bunu gören Temel:
- “Haçan pizim eşek uçmasını öğrenmiş, ama taha konmasini pilmeyi”, demiş.


Gösteriş
Temel'e her dakika aptallığını niye gösteriyorsun diye sorarlar.
O da cevap verir:
- “İnsanın pi şeyi var da cöstermezse ne faydası olayı? ”


İddia
Temel ile Cemal tuttukları balığın dişi mi erkek mi olduğu konusunda iddialaşmış. Temel çözüm önermiş.
- “Yüzbaşıya soralım. ”
- “O ne pilir ki? ”
- “Ama dediğu dediktur. ”


Sır
Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kâğıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sonra onu
dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, define haritası falan
zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kâğıdı çıkarmışlar. Şöyle yazıyormuş:
- “Sancak sağ, iskele sol.”


İstikamet
Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin,
- “Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi”, demiş.


 

Teknoloji
Temel Eskişehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmiş. Karşısındakine nereye gittiğini sormuş, İstanbul'a gittiğini öğrenince,
- “Teçnoloji ne çadar celişti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen çarşumda oturaysun İstanbul'a cideysun. ”


Mevta
Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış:
- “Öleceğim dedum dedum İnanmadunuz. N'oldi?”


Aritmetik
Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinde şikâyet ediyormuş,
- “Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk diyler. Hâlbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz. ”


Özür
Bir kadın dergisinin muhabiri Temel'e soruyor:
- “Cinsel ilişkiyi ne kadar sürdürebiliyorsunuz? ”
- “Pi saat kadar. ”
- “Ooo, bir saat ha, nasıl başarıyorsunuz? ”
- “O şey bi dakika sürüyor, ceri kalan zaman özür tilemekle geçiyor. ”


Randevu
Temel Cemal'le şafakta köprüde buluşmak üzere randevulaşmışlar. Temel,
- “Yatsıya kadar celdum celdum, celmedum cidersinuz. ”


Ayakkabı
Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor. Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor:
- “Ne sorayiler?”
- “Ayakkabı. ”
Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar:
- “Dört ayaklıdır, miyav miyav” der. Temel soruyor,
- “Bağcıklı mıdır?”


Servis
Temel Fadime'yle dargınmış.
- “Peçi, seni sahura kim kaldıracak”, diye sormuş Cemal.
- “Kedi”, demiş Cemal.
- “Kedi nasıl uyandıray”, diye sormuş Cemal inanmayarak.
- “Karabaş'la yatacağum. ”


Dikiz
Temel ve kardeşi Cemal köpeklerini anlatan bir kompozisyon yazarlar. Öğretmen:
- “İkinizin yazısı nokta virgül aynı nasıl oluyor? ” diye sorunca, Temel atılır:
- “Tabii hocam, içimizin pi çöpeği var. ”


Din
Temel Ramazanda köprü altında dolaşıyormuş. Bir de ne görsün, bir adam balık kızartmış rakı ile afiyetle yiyor;
- “Uyy hemşerum oruç tutmay mısun? ”
- “Ben hıristiyanım. ”
- “Uyy hemşerum tininin çıymetini pil. ”


Kararlılık
Temel evlenmiş, gerdeğe giriyor. Gelinin duvağını açıp soyunurken tabancasını çıkarıp yanına koyar. Gelin sorar:
- “Bu tabanca ne oliy? ”
- “Az sonra purda öyle te kan çıkacak, pöyle te. ”


Taklit
Temel her gün okula giden ve çalışan oğlunun defterinde tek bir yazı göremeyince nedenini sormuş. Oğlan:
- “Öğretmen tahtaya ne yazarsa aynen teftere geçireyrum O tahtayı silince pen te tefterimi sileyrum. ”


Lezbiyen
Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla sohbet ederken kadın:
- “Ben lezbiyenim”, demiş. Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca, kadın:
- “Ben sadece kadınlarla beraber olurum”, demiş. Temel'in hoşuna gitmiş.
- “Pen te sizun cibu lezbiyenum”, demiş.


Facia
Kaptan Temel'in gemisi çok kötü bir fırtınaya tutuluyor. Batan gemideki tayfalar ölüyor. Bir Temel sağ kalıyor:
- “Pen de ölseydim, puyuk facia olacaktı. ”


Huzur
Temel'e benzin fiyatlarının arttığını söylemişler. Temel:
- “Pağa fark etmez, pen peşyüzlük alayrum, yine peşyüzlük penzun lacağum. ”


Beni Tanıdı
Temel ve Dursun bir gün sinsi sinsi bir eve hırsızlık yapmak için girerler. Evin içinde ne var ne yoksa çalarlar. Evden çıkarken
evsahibine yakalanırlar ve kaçmaya başlarlar. Ev sahibi:
- “Lan orospu çocukları ne kaçıyorsunuz.” der demez bizim Temel Dursun'a derki:
- “Dursun sen git beni tanıdı.”


3 Genetik Uzmanı
Hepsi de birbirinden iddialı 3 genetik uzmanı, yeni buluşlarını karşılaştırıyorlar. Hayvanlar konusunda uzman olan birincisi
anlatıyor.
- “İnek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim. Hem süt veriyor hem yumurtluyor, eti kırmızı et
tadında ama beyaz et kadar faydalı, bence bu yüzyılın buluşu. İnsanlara istedikleri kadar sağlıklı et, süt, yumurta yedireceğim”.
Böcek genetiği uzmanı çalışmasını açıklıyor.
- “Arı ile bok böceği genlerini karıştırdım. Yeni türümüz pisliklerden bal yapıyor. Hem bol miktarda hem de inanılmaz kaliteli bal
imkânına kavuşmuş bulunuyoruz. İnsanlık için çok faydalı bir gelişme sağladım.”
Genel genetikçi Dr. Temel iki meslektaşına bakıyor.
- “Valla ben de karpuzla karafatma genlerini birleştirdim. Şimdi karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüyüp gidiyor”.


Yarışma
İki Karadenizli pencereden sarkma yarışı yapıyorlarmış, yarışmayı rahmetli Dursun kazanmış.


Direğin Boyu
5-6 laz birbirlerinin üstüne çıkmış, ellerinde metre direğinin boyunu ölçmeye çalışıyorlarmış. Bunları gören birisi ya kardeşim şu
direği yatırıp da ölçsenize daha kolay olur demiş. Hemen biri cevap vermiş.
- “Akıllım biz enini ölçmeyeceğiz ki boyunu ölçeceğiz.”


Avukat
Lazın biri dünyaca ünlü ağır ceza avukatı imiş. İdama çarptırılan mahkûmları ipten alıyormuş. Bir gün mafya babalarında biri idamla
yargılanırken mafya babasının adamları bizim Temel'e gitmişler ve
- “Durum böyle böyle hiç olmazsa şunu bir müebbede çevir” demişler.
Temel olur demiş 10 dk'lik iş. Sabah olmuş mahkemeye gitmişler Temel kapalı celse istemiş ve hakimle ikisi bir odaya girmişler.
Bizim Temel 10 dk sonra çıkması beklenirken akşama kadar çıkmamış. Akşam kan ter içinde çıkmış. Sormuşlar ya niye bu kadar
uzun sürdü diye. Temel cevap vermiş:
- “Hakim tutturdu beraat diye müebbede çevirinceye kadar akla karayı seçtim.”


Hangi A
Temel Durun'a telefonda adresini söylüyormuş.
- “Bahçe Caddesi...”
Dursun demiş “ya şunu bir kodlasana” demiş. Temel saymış
- “ Bolu'nun B'si, Adana'nın A'sı.”
Dursun hemen sormuş:
- “Adana'nın hangi A'sı. ”


Biz Ne Deduk
Temel bir devlet dairesine gitmiş. Oradaki memur evraklar için ismini sormuş.
Temel : -”İsmim Temel içinde Z yok” demiş.
Memur : - “Zaten Temel'in içinde Z olmaz ki” demiş.
Temel demiş: -”Biz ne deduk”


Aslan Avcısı
Temel Rize'de İş ve İşçi Bulma Kurumuna gitmiş.
- “İsmim Temel aslan avcısıyım. ” Adam demiş ki:
- “Rize'de aslan yok ki” demiş. Temel:
- “Biz de ondan iş arıyoruz ya” demiş.


4 Kişiliktir
Lazın bir asansöre binmiş. Asansörde 4 kişiliktir yazıyormuş. Laz beklemeye başlamış.


Mektup
Uy sevgili uşağum! Allah'ın selamı tabiidur. Mektubu çok yavaş yazayrum, çünkim bilirum ki, okuman kıttır.
Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyum, yeni pir iş puldum.
Emrimde yüze yakın adam var, hepsi de sessuz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğim patlama,
mezarluk pekçisi oldum.
Bacın Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midir, kız mıdır, pelli değil. Haçan o yüzden sana dayı mı oldin, teyze mi oldin
söyleyemeyrum..
Temel emicen de tükkan açtu, o da otuza aldığını yirmipeşe verir, sürümden kazanıyormuş öyle dedi.
Bizim köye findukcuların Temel'i muhtar seçtuk, akıllu uşak da. Geçen gün hepimizu zelzeleye karşı aşı etturdu. Temel akılludur,
hem de dürüsttür. Geçenlerde bir taksinin şoförü köye varmış, muhtarı arayu, meğer yolda pir tavuk ezmiş sahibini soraymuş.
Muhtar Temel tavuğa pakmış, hapu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demiş.
Senin küçüğün Memet çok akullu bir uşak çıktı. Geçen gün tepeye varmış, elinde bir ip sallayup duriy. Anan, uy uşağım ne edeysun
orada demiş.. Oda heva turumuna bakayrum demiş. Cektum oni akşam karşıma, anlat bakayum şu hava turumu işinu dedim.
Anlattı, meğer ip sallanunca havanın rüzgarlı olduğunu, ip ıslanınca da yağmur yağdığunu anlaymış.. Çok akıllı uşak vesselam. Sen o
yaşta böyle akıllı değildun! Yaa işte böyle uşağum. Memlecetten sağa pol pol havadis.
Yeni havadis olursa yine yazayrum.
Baki Hudaya emanet ol.
Baban
Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç akluma geldu, zarfu kapatmışum.
Sevgili Oğlum
Temel, Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum. Artık senin büyük şehre gittiğin sırada
yaşadığımız evde yaşamıyoruz.
Baban bir gazetede, insanların başına genellikle evlerinin 2 km civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş o yüzden taşındık.
Sana yeni adresi veremeyrum çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşerilerimiz taşınınca adresleri değişmesin diye kapı
numarasını söküp götürmüşler.
Bu evde garip bir çamaşır makinesi var. Geçen gün içine dört gömlek koydum. Çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri
gömlekleri görmedim.
Geçen hafta sadece iki kere yağmur yağdı. İlki 3 gün sürdü, ikincisi ise 4 gün.
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak halan, o koca düğmelerle paketin çok ağır olacağını söyledi. O yüzden düğmeleri
kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.
Sevgiler, Annen Safinaz
Not: Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum.


Kısa Dönem
Temel, askerlik görevini bir denizaltıda yapıyordu. Fakat kısa bir süre sonra, hiç beklenmedik bir anda köyüne döndü. Yakınları
böylesine erken dönüşün sebebini sorduklarında. Temel şöyle cevap verdi:
- “Beni daha fazla alıkoymak istemediler. Çünkü geceleri yatarken pencereleri ardına kadar açıyordum...”


Kulak
Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikini katın iskelesinde çalışırken
görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser. Kulak da aşağıya düşer.
Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir:
- “Hey beyler aşağılarda bir kulak gördünüz mü?”
Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel’e gösterirler:
- “Bu mu? ”
Temel aşağıya doğru eğilip gözlerini kısar:
- “Yok, yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı.”


Sinyal Takıldı
Bir gün Temel sürekli bir göbeğin çevresinde arabayla dönüp duruyormuş! Yanında oturan Dursun:
- “Ula Temel neden sürekli döniisin?” demiş. Temel de:
- “Ula Dursun! Sinyal takildu da ondan!” demiş!
Sinyaller
Temel'e bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu? Demişler.
- “Çalışayi, ”
- “Çalışmayi, ”
- “Çalışayi, ”
- “Çalışmayi”
Çirkin midir?
Cemal Temel'e evlenmesi için kız öneriyormuş.
- “Senun yerinde olsam o cızla cözü kapalı evlenurdum. ”
- “Neden, o kadar çirkun midur”, diye sormuş Temel.


Nişanlı
İkisi de yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
- “Artık evlenmeliyuz”, demiş Fadime.
- “Amaan, cim alayı pizi bu yaştan sonra”, diye cevap vermiş Temel.


Kel Karılar
Temel'in karısı Fadime çok kıskançmış. Temel'in elbiselerini kontrol eder saç bulursa çıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç
bulamamış, yine çıngar çıkarmış,
- “Uyy Temel, şimtu kel karularla mı oynasaysun? ”


Havuza İşedum
Temel İzmir'de Efes Otel'e gitmiş.
- “Yüzme havuzuna cittim, peni attılar” demiş.
Nedeni sorulunca,
- “Havuza işedum”, demiş.
- “Amaan herkes işiyor, seni niye kovdular”, denince Temel şöyle cevap vermiş
- “Tramplenden işedum. ”


Evlenme
Temel'e “hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu” diye sormuşlar.
- “Kocasının ölmesini pekleyrum”, demiş.


Zifaf Gecesi
Temel evlenmiş ama zifaf gecesinde kızın bakire olmadığı ortaya çıkmış. Soluğu kızın babasının evinde almış.
- “Kızın bakire değildi” demiş.
Vaziyeti anlatmış. Adam kızgınlıkla bağırmış,
- “Onin anasi ta pöyle çıkmıştı. Cim yapayi punları? ”


Pilet
Temel otobüse binmiş. Sormuşlar,
- “Ne yaptın, pilet aldın mı? ”
- “Piletçi sankim pilet almamuşum gibi pağa manalı manalı paktu. ”
- “Peki, sen ne yaptın? ”
- “Pen de sankim pilet almişum gibi ona manalı manalı paktum. ”


Sempatik
Temel Cemal'e anlatıyormuş.
- “Pi herif bağa çok sempatiksiniz” dedi.
- “O ne demektur? ”
- “Pen de pilmeyrum ama her ihtimale karşı furdum oni. ”


Karşılama
Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar.
- “Pöyle yaparsanuz sonra hiç cimse celmez”, demiş.


Tıraş Olma
Temel Fadime'ye
- “Sabah tıraş olunca on yaş gençleşeyrum, daa. ”
Fadime Temel'e
- “Ula Temel, öyleyse akşamları da tıraş ol. ”


Kasket
Temel başındaki kasketi gösterip,
- “Bu kasket penu on yaş gençleştirdu”, demiş.
- “Kaç yaşındasın”, diye sormuş Cemal.
Temel,
- “Kasketli mi, kasketsiz mi”, diye yanıtlamış.


Mektup Okuma
Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış Cemal’in elinde bir mektup, okuyor.
- “N'apıyorsunuz”, demiş.
Temel:
- “Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa. ”
- “Peki, Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne? ”
Temel:
- “Mektubu tuymasın diye. ”


Pen nerdeydum?
Temel'in kızı Fadime babasına sormuş,
- “Annemle evlendiğinizde pen nerdeydum? ”
Temel:
- “Palayına ciderken benumleydun. Tönerken annene ceçtun. ”


Cehenneme Gitsin
Cemal çok kumarbazmış, bir gün kahvede ölmüş. Karısına anlatacaklar. Temel bu görevi üstlenmiş.
- “Cemal kayıp”, demiş Cemal'in karısına
- “Cehennemun tipine citsun”, demiş Cemal'in karısı.
Temel gayet sakin:
- “Cittu”, demiş.


Fark
Temel'e sormuşlar,
- “Evli kadın ile dul kadın arasında ne fark vardur? ”
- “Dul kadın kocasının nerede olduğuni piliy, evli kadin pilmiy. ”


Hasan Kim?
İri yarı bir adam kahveye girmiş.
- “Hasan cimdur ?”
- “Penum, demiş adamın biri. ”
Adam bu adamı bir güzel pataklamış ve yüzünü gözünü kan içinde bırakmış. Sonrada çekip gitmiş. Adam gittikten sonra dayak yiyen
adam başlamış gülmeye. Kahvedekiler şaşırmış ve hemen sormuşlar.
- “Ya o kadar dayak yedin, yüzün gözün kan içinde. Ne diye durmuş gülüyorsun şimdi? ”
- “Penum adım Hasan tegul Temel, nasıl kandurdum o enayi adamı ama. ”


Otuzdokuz Leş
Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç kalırlarsa çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa
affedilecekler. Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış, hep aynı mazeret:
- “Atla istasyona celeydum. At çatladı, tren kaçtı, geç kaldum. ”
Derken kırkıncı da tamamlanmış, Temel çıka gelmiş.
- “Senin de mi atın çatladı”, diye sormuşlar.
- “Hayır, demiş. Yoldaki otuz dokuz at leşini geçemedum. ”


Padişah
Temel'in on ikinci oğlunu askere çağırmışlar, ondan önceki onbir tanesi askerde olduğu için Temel itiraz etmiş,
- “Söyleyin padişahınıza penum şeyime güvenip sağa sola savaş açmasun. ”


Denenmiş
Temel yolda yürürken bir kutu kibrit bulmuş. Bakmış içinde tam dört tane kibrit var. İlk üç kibrit yanmamış. Dördüncüsü yanmış.
Hah bu iyi deyip, kibriti saklamış.


Şimti Tegül
Temel mahkemede Fadime'den boşanmak istediğini söyler. Neden Fadime'nin bakire olmamasıdır. Hakim üç aylık evli olduklarını
öğrenince bu kadar zamandır nerdesin der. Temel ise:
- “İlk gece kız idi hacim pey, lacin şimti tegül. ”
1884
Küçük Temel'e sormuşlar:
- “1881'de ne oldu? ”
- “Atatürk toğdi. ”
- “Peci, 1884'te ne oldu? ”
- “Atatürk üç yaşına bastı”, demiş bizim küçük Temel.


Ben Yeni Duydum
Temel tutmuş Yahudi'ye tokat atmış.
- “Neden vurdun? ”
- “Siz İsa peygamberi çarmıha cermişsiniz. ”
- “İki bin yıl önce olmuş bir şey bu. ”
- “Valla pen yeni tuydum. ”


Aklı Başına Gelir
Temel onsekizlik oğlunu evlendiriyor. Çok erken değil mi diye soranlara,
- “Şimdi evlensin, sonra aklı paşına celir, o zaman da evlentiremem”, diyor.


İzin
Temel sinemanın birinde müdür olmuş. Bir seyirci gelmiş,
- “Sigara içebilir miyum? ”
- “Hayır”, demiş Temel.
- “Ama herkes içiyor. ”
- “Onlar sormatiler ci. ”


Acayip Şanslıyım
Temel'le Dursun Amerika'ya giderler. Uçaktan inince Dursun pasaport işlemlerini halletmek için Temel'den ayrılır. O sırada Temel
beklerken hani şu para atınca kutu Cola veren makinelerden birine rastlar. O zamanlar ülkemizde yok böyle makinelerden. 25 cent
atmalısınız yazısını görür. Bir tane atar ve kutu Cola gelir hemen. Buna çok sevinir bu sefer 50 cent atar. İki tane kola gelir.
Acayip sevinir cebindeki bütün bozuk paralarla kola alır. Sonra bozuklukları biter gider parasını bozdurur devam eder. 40-50 kutu
olur. Bu arada Dursun işlemleri bitirip yanına gelir ve şaşırır.
- “Temel ne yapıyorsun. O kadar Cola ’yı ne yapacağız yeter. Al onları da gidelim” der.
Temel’se.
- “Yol valla gidemem. Bugün acayip şanslıyım. Ne atsam kazanıyorum. Ben burada biraz daha oynayacağım” der.


Refleks
Karadenizli, İstanbul'da gezerken tam önünde bir genç kız bisikletten düşünce, kızcağızın bacakları yukarı kalkıp eteği açılmış.
Delikanlı bu sahneyi büyük bir zevkle seyrederken genç kız hemen toparlanmış ve durumu idare etmek için sormuş:
- “Reflekslerimi gördünüz değil mi?”
- “Uyy, İstanbul'da öyle mi deysunuz ona?”


Noo Buuumm
İdris methini çok duyduğu için Afrika'ya safariye gitmiş. Ufak ufak avlanmaya başlamışlar. Akşam safariye çıkanlar
konuşuyormuş. İşte, ben bir aslan vurdum, ben iki kaplan vurdum. Bizimkine sıra gelmiş:
- “Pen ici tane nobum furdum. ”
Safariciler, herhalde bir şey vuramadı, kafadan atıyor, diye geçiştirmişler. Ertesi gün av dönüşü yine şunu vurdum, bunu vurdum
diye konuşulurken İdris yine döktürmüş:
- “Pen ici tane daha nobum furdum. ”
Avcılar, bu adam yine atıyor diye düşünmüşler. Daha ertesi gün sıra bizimkine geldiğinde yine;
- “Peş nobum daha furdum”, deyince dayanamamışlar.
- “Yahu kardeşim nasıl bir şeydir şu nobum? ”
- “Valla, pen elimde tüfek ile dolaşayrum. Çalıların arasından “Noo buumm, noo buumm” diye kara kara pi şeyler pagura pagura
çıkayi, pen de furayrum.”


Saksafon
Temel İstanbul'a ilk kez gelmiş ve köyünde methedilen sinek barı arayıp durmuş. En sonunda sinek barı bulmuş ve içeri girmiş.
İçkisini içerken kendi kendine düşünmüş
- “Ulan bu sinekli barın ne özelliği var herkes methetti hiç bir özelliği yok”
İhtiyaçtan tuvalete gittiğinde bir de ne görsün pisuar altındanmış. “demek buranın özelliği buymuş” demiş. Geri dönüp içkisini
içmiş. Ertesi akşam yine gelmiş. İçkisini bitirince tuvalete gitmiş ki altın pisuar orada yokmuş. Kızgın bir şekilde geri dönmüş.
Barmene çatmış:
- “Hani buranın altın pisuarı kardeşim bir özelliğiniz vardı o da yok şimdi”
Barmen kenarda duran iri yarı birine seslenmiş:
- “Abdullah abi gel dün akşam senin saksafona işeyen adamı buldum.”


Uzaylılar
Temel evde radyo dinliyormuş. Birdenbire yayın kesilmiş spiker duyuru yapmaya başlamış:
- “Sayın dinleyiciler: Dünyamıza uzaylıların indiği bildirilmiştir. Konu araştırılmaktadır. Lütfen ikinci bir emre kadar evlerinizden
çıkmayınız, kapıları kilitleyiniz, perdeleri kapatınız.”
Temel bunun üzerine hemen kalkmış, tüm kapıları ve pencereleri gözden geçirip radyonun başına dönmüş. İki saat sonra yeni bir
duyuru yapılmış:
- “Sayın seyirciler, uzaylıların kötü niyetlerinin olmadığı, dünyamıza dostane amaçlarla geldikleri ve küçük kırmızı yaratıklar
oldukları belirlenmiştir. Lütfen dışarı çıkınız ve gördüğünüz ilk küçük kırmızı yaratıkla kontak kurunuz. ”
Temel dışarı çıkmış, biraz yürümüş, yolun kenarında küçük kırmızı bir yaratık görmüş. Sormuş:
- “Merhaba, kimsindur, ne yapaisun? ”
Yaratık cevap vermiş:
- “Ben Dursun, siçayrum! ”


Beyaz Leylak
İdris vitrinleri dolaşırken bir dükkâna girmiş.
- “Uyi cünler, leylak renci bir gömlek almak isteyrum... ”
Tabii, demiş satıcı ve leylak rengi bir gömlek çıkarmış. İdris gömleği görünce birden parlamış.
- “Ula ben senden leylak renci cömlek istedum, sen bağa karularun giydiği cömleklerden verdun. Sen benimle dalga mı geçeysun!! ?”
- “Ama beyefendi, siz leylak rengi istemediniz mi, iste leyl. ”
- “Sen bırak şimdi oni, bağa şurada duran gibi bir cömlek ver. ”
Satıcı bakmış gösterdiği gömleğe,
- “Ama o beyaaazzz ”
İdris, satıcıya “Ne kadar cahilsin” der gibi bakmış...
- “Hemşerum, beyaz leylak yok midur? ”


Tuz Ruhi
Temel'in ineği hastalanmış. Komşusu Cemal'e gitmiş.
- “Ula ineğün hastalanduğunda ne vermiştun? ”
- “Tuz ruhi ”
- “Eyi ”
...
Temel ertesi gün koşa koşa geri dönmüş.
- “Ula ineğim öldi. ”
- “O zaman benimci de ölmişti. ”


Hızlı Citmeyesun
Taksiye binen Temel: “İstasyona çek...” der.
Kısa bir şaşkınlık geçiren şoför:
- “Burası istasyon !” der.
Temel:
- “Haçan bir daha böyle hızlı citmeyesun...” der.

Pabamın Evi
Temel evlenmiş. Kızın babasının evini ziyarete gitmişler. Gece Fadime sevişmek istememiş.
- “Neden kaçaysun”, diye sormuş Temel
- “Ha pura pabamın evii”, demiş Fadime
- “Purası pabanın evi de, pizim ev cerhane midur? ”


Destek
Temel'e imam bir gün:
- “İslamın en sağlam desteği abdesttir. ”
Temel:
- “Nasi en sağlam! Pi osuruğa çökeyi! ”


Tercih
Laza sormuşlar: - “Güzel olmayı mı tercih ederdin yoksa aptal olmayı mı?”
Laz : - “Tabi ki aptallığı” demiş.
- “Niye” diye sormuşlar.
Laz : - “Güzellik geçicidir” demiş.


Kepek Ekmeği
Temel 70 yaşında, kahvede oturuyor. Yanında da en yakın arkadaşı 75'lik İdris. Tavlanın en heyecanlı yerinde birisi koşa koşa
kahveye geliyor da:
- “Müjdemi isterim İdris dede, bir oğlun oldu” diyor.
Temel şaşkın, soruyor:
- “Uşağım, ha bu işin sırrı nedur?”
İdris:
- “Kepek ekmeği” deyip alelacele oğlunu görmek için evin yolunu tutuyor.
Temel de doğru fırına, kepek ekmeği için. Temel fırına giriyor, tezgâhtar kıza:
- “Hemen bana 30 kepek ekmeği” diyor.
Kız da:
- “Aman beyefendi, bu kadar ekmeği napacaksınız, yarına kaskatı olur” diyor.
Temel de:
- “Ula bu nasıl iştir, herkes biliy de bi ben bilmiymişim”.


Köprü
Temel’le Dursun, kamyona 6 metre yüksekliğinde eşya yüklemişler. İstanbul'a götürüyorlar. Giderken, 100 metre ileride bir köprü
gözlerine çarpmış. Köprü yüksekliği 4.50 m. diye belirtilmiş. Temel arabayı köprüye 15 metre kala yavaşlatmış. Dursun etrafa
bakmış. Temel’e:
- “Temel gazla, etrafta polis falan yok?”
İlk Günden Mi Başlayacağız?
Dursun Amerika’ya gidiyor. 5,6 ay sonra arkadaşı Temel'i arıyor:
- “Ula Temel hacan çabuk buraya gel. ”
Temel : - “Niye la Dursun? ”
Dursun : - “Ha burada çabuk zengin olayisun. ”
Temel : - “Ne iş yapacağum? ”
Dursun : - “Ula sırf yere düşen paraları topla yeter. Başka iş yapma. ”
Neyse Temel Amerika'ya gidiyor. Uçaktan iniyor. Taksi garajına giderken, bakıyor yerde 100$ ve almıyor. Kendi kendine:
- “Ula ilk günden mi işe başlayacağız. ”


Güzelliğe Bak
Temel’le Dursun ormanda yürüyorlar bir ara Temel Dursun’a sesleniyor.
- “Dursun ormanın güzelliğine bak. ”
Dursun:
- “Ağaçlardan göremiyorum ki. ”


Yanlış Numara
Temel saat 02.30 da arkadaşı Dursun’u arıyor. Telefon kalkıyor.
- “Buyrun. ”
Temel Dursun’un sesini tanıyor:
- “Alo Dursun orası 11,11 mi? ”
- “Hayır, Temel burası:1,1,1,1”
- “Kusura bakma Dursun yanlış numara. ”


Bomba
Karadenizliler doğuda Ruslarla sıcak savaştalar. Her biri belinden el bombalarını çekip Rus askerlerinin olduğu tarafa atıyorlarmış,
Ruslarda bombaların pimini çekip tekrar bu tarafa atıyorlarmış.


Doping
Temel olimpiyat oyunları 100 metre finalinde doping yapmış. Anlaşılmasın diye sonuncu olmuş.


Geç Kalma
Fadime Temel'e isyan etmiş.
- “Bana evlenirken yirmi yıldır beklediğim kadınsın diyordun. Şimdi on dakika geçiksem bağırıp duruyorsun. ”


Çok Korkuyorum
Cafer elektrikli sandalyeye bağlanmış, şalterin indirilmesini bekliyor. Gardiyan yanına yaklaşıp son bir arzusunun olup olmadığını
sormuş.
Cafer “Çok korkuyorum” demiş, “Elimden tutar mısın?”


Tetris
Adamın biri Trabzon'a gitmiş, sokaklarda dolaşıyormuş. Birden bir kalabalık dikkatini çekmiş. 20 katlı bir binanın (fıkra bu ya)
önünde 20-30 tane adam ölmüş, üst üste yığılmış yatıyorlarmış. Ne oluyor diye kafasını kaldırmış bakmış ki binanın çatısından
insanlar garip şekiller yaparak aşağı atlıyorlar ve ölüyorlarmış. Hemen binaya girmiş asansöre binip 20. kata oradan da çatıya
çıkmış ki insanlar kuyrukta bekliyorlar, sırayla çatının kenarına gelince garip şekiller yaparak aşağıya atlıyorlarmış. Bekleyenler
insanlara yaklaşıp merakla sormuş:
- “Ne yapıyorsun burada, niye kendinizi öldürüyorsunuz”.
Adamlardan biri kızgınlıkla cevap vermiş:
- “Çekil oradan, biz Tetris oynuyoruz”.


Camı Açmam
Canı sıkılan Fizik hocası sınıfın haylazlarından Ali'yi sözlüye kaldırmış.
- “Oğlum diyelim ki 90 km/s hızla giden bir arabanın içindesin. Arabanın içi çok sıcak ne yaparsın? ”
- “Camı açarım hocam. ”
- “Hah işte o camdan gelen havanın ivmesi nedir söyle bakalım. ”
- “Iii... şey... ”
- “Tamam, otur, sıfır aldın. Mehmet, oğlum sen kalk bakalım, arabada sen varsın ne yaparsın? ”
- “Ceketimi çıkarırım hocam. ”
- “Güzeel, daha da sıcakladın, ne yaparsın? ”
- “Eee şey camı açarım hocam. ”
- “Hmm peki söyle bakalım o camdan gelen havanın ivmesi nedir? ”
- “Eee... Kem kum. ”
- “Anlaşıldı otur, bir sıfır da sen aldın. Temel söyle bakalım sen olsan ne yaparsın? ”
- “Ben de ceketimi çıkarırım hocam. ”
- “Daha sıcak olunca? ”
- “Gömleğimi de çıkarırım hocam. ”
- “Daha da sıcak olunca? ”
- “Pantolonumu da çıkarırım hocam. ”
- “Peki, çok daha sıcak olunca? ”
- “Valla neyim var neyim yok çıkarırım hocam ama sitseler camı açmam! ”


Mel temel
Bir gün Temel James Bond ile tanışmış. Temel adını sormuş.
James demiş ki - “Bond James Bond. ”
Temel bunun üzerine şöyle der
- “Mel Temel. ”


Nereden Geldim?
Küçük Temel babasına sormuş
- “Baba ben nerden geldim? ”
Temel uzun uzun ter dökerek arılardan ve kuşlardan başlayıp doğum olayını anlatmış. Sonra sormuş:
- “Bunu sormak nerden aklına geldi? ”
- “Cemal'e sordum, Of'tan geldiğini söyledi. ”


Süper
Temel arabayla giderken bakmış benzini bitiyor. Hemen en yakın benzinciye girmiş, pompanın yanında durmuş, arabadan inip benzin
deposunu açmış, başlamış işemeye. Temel'in işediğini gören pompacı
- “Ya sen ne yapıyorsun, bu yaptığın normal mi?”.
Temel
- “Yooo Süper. ”
Daire Çiz
Öğretmeni Temel’e:
- “Oğlum bana bir daire çiz” der.
Temel'de
- “Hocam daire çok pahalı olur ben size bir gecekondu çiziyim” der.


Karımla Metresim
Temel ile Cemal yıllar sonra karşılaşmışlar, yol üzerinde konuşuyorlardı. Bir ara Cemal ilerden gelen iki kadını göstererek:
- “Felaket, karımla metresim buraya geliyorlar! ”
Temel bir gelen kadınlara baktı, bir de arkadaşına:
- “Ha uşak, sen şaşurdun galiba, onlar penum karumla, penum metresum... ”


Fransa
Temel, Fransa'ya gitmiş. Tabelada Fransa yazıyormuş! O da
- “AAA! Burayı da mı Sabancı aldı?” demiş!


Asansör
Temel kapıcıymış ve asansör bozulmuş! Oda üstüne not yazmış:
- “Asansör bozuktur, lütfen yan apartmanınkini kullanınız!”


Torpille Mi?
Rahat bir askerlik yapmakta olan Temel'e arkadaşları sorar:
- “Sen buraya torpille mi geldin? ”
- “Yoo! Otobüsle geldim! ”


No Smoking
Temel bir gün özel bir davete gitmek için smokin giymek zorunda kalmış ve giymiş. Tam salona girerken bir de bakmış ki tabela da
“No Smoking” yazıyor!


Budha
Temel bir gün Hindistan’a gitmiş. Orada kafasına Buda heykeli düşmüş.
- “Başıma Buda mı gelecekti” demiş.


Kimse Yok
Günlerden bir gün Temel Fadime'yi aramış ve
- “Fadime yarın bize gel evde kimse yok” demiş.
Fadime'de
- “Tamam” demiş.
Ertesi gün Fadime Temel'lere gitmiş ve kapıyı çalmış. Kimse açmamış.


Kaç Dua
Temel'e sormuşlar
- “Kaç dua biliyorsun? ”
- “4 tane demiş 3kulfallah 1 elham”


Bilmece
Temel Cemal’e bir bilmece soruyor:
- “Kafestedur saridur öter. ”
- “Kanaryadur. ”
- “Pilmedun, paluktur. ”
- “Sari paluk olur mi? ”
- “Poyadum. ”
- “Kafestedur dedun? ”
- “Pen koydum da. ”
- “Paluk hiç öter mi? ”
- “Bu da bilmecenun şaşırtmacasıdur! ”


Kafa Derisi
Temel ile Dursun Kızılderili kafa derisinde çok para olduğunu duyunca Amerika’da Kızılderili avına çıkmış. Çölde giderlerken
karşılarına iki tane Kızılderili çıkmış. Pusu kurup ikisinin de kafa derisini yüzmüşler. Daha sonra devam etmişler. Gece olunca bir
yere kamp kurmuşlar. Ertesi sabah Dursun birden gürültü ile uyanmış. Gözlerini bir açmış, etrafta Kızılderililer, çadırı sarmış.
Dursun Temel'i dürtmeye başlamış. Dursun:
- “Temel kalk kalk zengin olduk”.


I’m Sorry
Temel barda oturuyormuş, yanında da sıska bir adam varmış. İçeriye silahlı bir adam girmiş. Temel'in yanındaki sıska adamın
kafasına bir elma koyup silahını çekmiş ve elmayı parçalamış.
- “I'm Pekos Bill”, demiş.
Daha sonra bir başka adam gelmiş. Sıskayı duvara dayamış, başına küçük bir bardak koymuş, bardağı vurmuş.
- “I'm Red Kit”, demiş.
Bu sefer Temel adamı çekmiş, başına şişe koymuş, adamı alnından vurmuş.
- “I'm sorry”, demiş.


Senet
Temel yolda yürürken bir senet bulmuş. Bakmış senedin son günü. Ne yapacağım diye kara kara düşünmeye başlamış. Sonra gitmiş
borç toplayıp senedi yatırmış, rahat bir nefes almış. Aynı şekilde bir gün yürürken yine yerde bir senet görmüş, almış bakmış. Yine
senedin songünü. Ama bu ödenecek gibi değil, çok fazla miktarda. Temel hemen sahte pasaport çıkartıp yurt dışına kaçmış.


Dönmeyiz
Temel ile Dursun bir gün felekten bir gece çalmak için iki roman ayarlamışlar. Daha sonra Romenleri arabaya atıp dağlara doğru
gitmeye başlamışlar. Şehirden iyice uzaklaşınca Romenler korkmaya başlamış.
- “Buradan kurtulmalıyız” diyerek konuşmaya başlamışlar aralarında. Birden akıllarına bizden iğrenirlerse bırakırlar diye bir fikir
gelmiş. Temel ile Dursun'a:
- “Arkadaşlar kusura bakmayın biz dönmeyiz”, demişler.
Bunun üzerine Temel ile Dursun Romenlere dönüp:
- “Bu kadar yol geldikten sonra artık bizde dönmeyiz”, demişler.


Kaçardı
Bir gün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördüğü elma bahçesindeki elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin
üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi ikisini de görür ve yakalar. Önce
bir güzel eşeği döver, ardından da Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar:
- “Tamam, tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum! ”
- “Sor bakalım. ”
- “Neden önce beni değil de eşeği dövdün? ”
- “Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan! ”


Tren
Temel ve iki arkadaşı İstanbul'dan Trabzon'a gitmek üzere tren garına giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradır, bileti alırlar.
Ne yapalım bir saat diye düşünürken yemeğe gitmeye karar verirler. Yemekte sohbet, muhabbet saate bir bakarlar ki 1 saati
geçmiş. Hemen koşarlar tren garına ama tren gitmiş. Yine bilet alırlar 1 saat sonrası için. Ne yapalım vakti nasıl geçirelim derken
kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktıklarında 1 saat olmasına 5 dakika vardır. Hemen koşarlar
gara ama trene yetişemezler. Gişeye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidecek tren var mı diye. Gişedeki adam
- “Bakın bu son tren eğer bunu da kaçırırsanız Trabzon'a bugün dönemezsiniz” demiş.
Bileti almışlar yine sıkılmışlar ne yapalım ki derken pastaneye gitmeye karar vermişler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet
derken saate bir bakmışlar ki 1 saat olmak üzere hemen koşmuşlar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu
yakalamış, diğeri orta boylu son vagona tutmuş. Tren gitmiş, Temel oturmuş yere başlamış gülmeye. Gişe memuru yanına gelmiş.
- “Sen ne garip adamsın. 3 treni kaçırdın, arkadaşların gitti, sen kaldın, ağlayacağına gülüyorsun be adam. ”
Temel : “Uy hemşerum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum” demiş.


Aynı Yerde
Temel uzun zamandır görmediği arkadaşı Cemal'le İstanbul'da karşılaşınca:
- “Uşak nasılsun pakayum ? ”
- “İyiyum... ”
- “Çocukların nasıldur?”
- “Onlar da iyidur. ”
- “Peki, karın nasıldur?”
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü değişir. Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayıp hemen şöyle der
- “Yani hala aynı mezarda mı yatiyii? ”


Bulaşıkçı
Temel bir lokantanın önünden geçerken “Bulaşıkçı Aranıyor” ilanını görmüş.
Hemen içeri girip patrona:
- “Pen ha purada pulaşıkçıluk yapapilirum. ” demiş. Patron sormuş:
- “Kaç dil biliyorsun? ”
Temel hiç duraksamadan cevap vermiş:
- “On tört”
Önce biraz şaşıran patron sonra sinirlenmiş ve:
- “Sen benimle alay mı ediyorsun? ”
Temel: -Valla önce sen paşlattun... ”


Peş Kişiluk
Cemal silahçı dükkânına girer,
- “Ha pi tapanca almak isteyrum. ”
Satıcı sorar : - “Nasıl bir tabanca? ”
Cemal : - “Peş kişiluk... ”


Saat Kaç?
Temel boks maçında dayak yiyerek yere yıkılmış. Hakem Temel'in başında 1,2,3,4,.... Diye saymaya başlamış. Temel'in menajeri
Dursun, Temel'in kulağına eğilerek:
- “Temel, sakın 9'dan önce kalkma ”
Temel uflaya puflaya mırıldanır:
- “Şimdi saat kaçtur? ”


Makinist
Temel'in kol saati durmuş. İçini açmış ve içinden ölü bir karınca çıkmış.
Temel:
- “Uyy. Zaten pen tahmin etmiştum makinistün öldüğünü... ”


Aslan
Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.
- “Hoop! Dur, ne yapıyorsun? Orası aslan kafesi... ” diye bağırmışlar.
Temel geri dönmüş ve kızarak:
- “Sankim aslanınızı yedik... ”


Sıkıntı
Temel İngiltere'ye gidip gelmişti. Cemal sordu:
- “Ula Temel, sen İncilizge bilmeyidun. Çok sıkıntı çektin mu ? ”
Temel:
- “Hayır, asıl sıkıntıyu İnciluzler çektu... ”


Sabıka
Hâkim Temel'e sorar:
- “Sabıkan var mı? ”
Temel:
- “Hayır, efendum, Allah'tan paşka kimsem yoktur. ”


Konya’yı Gör
Temel Konya'ya bir arkadaşını görmeye gitmiş. Arkadaşı Temel'e birkaç gün Konya'yı gezdirdikten sonra:
- “Eee Temel, atalarımız “Gez Konya'yı, gör Dünyayı” demişler. Sen ne diyorsun? ”
Temel:
- “Ne tiyeceğum. Onu tiyen atalarumuz pizum oraları körmemişlertur. ”


Çaresizlik
Hâkim Temel'e sorar:
- “Niye adamın başına sandalyeyle vurdun? ”
Boynu bükük Temel:
- “Ne yapayum, çaresizluk efendum. Masayı kaltıramatum ki. ”


Kawasaki
Motor merakı olan bizim Temel Almanya'ya gitmiş ve kendisine bir Kawasaki almış. Otoyola çıkıp başlamış hız yapmaya. Bir süre
sonra ilerde gitmekte olan bir Mercedes’e yetişmiş ve Mercedes’in şoförüne
- “Sen Kawasaki’yi bilir misin” diye sormuş.
Mercedes’in şoförü evet diyene kadar Temel vuuuuun diye uzaklaşmış gitmiş. Mercedes’in şoförü başmış gaza ve Temel'e yetişip
sormuş peki sen Mercedes’i bilir misin diye. Temel bilmem demiş ve vuuuuuun diye uzaklaşmış. Az sonra Temel büyük bir kaza
geçirmiş. Mercedes’in şoförü gelmiş Temel'in yanına ve sormuş.
- “Sen neden Kawasaki’yi biliyor musun diye sormuştun ?”
Temel kaldırmış kafasını
- “Kawasaki’nin freni neredeydi acaba ?”


Uçtu Gitti
Temel arkadaşı Cemal'le Büyük Ada’yı gezerken kafasına martı pislemiş.
- “Koş Cemal, tuvalet kâğıdı cetir”, demiş Temel.
- “Napacağusun, martı çoktan uçti citti”, demiş Cemal.


Adım Neydi
Temel bu sefer asker. Ama daha askerliğinin ilk günü. Çavuşları bunları kışlanın önünde sıraya diziyor ve başlıyor çene yapmaya;
- “Benim adım Hüseyin KIRÇ. Sakin karıştırıp yanlış söylemeyin oyarım. ” diye
Sonra gidip sıranın en başındaki ere soruyor;
- “Adım neydi evladım. ”
- “Hüseyin KIRÇ komutanım. ”
2. ere soruyor
- “Hüseyin KIRÇ komutanım. ”
3. er yanlışlıkla;
- “Hüseyin KIÇ” diyince adamcağızı orada bir güzel evire çevire dövüp sonraki er'e geçiyor. Tabii kimsede yanlış yok artık. Neyse
sıra bizim Temel'e geliyor. Çavuş, buna da soruyor tabi benim adım ne diye. Adamın adını tam hatırlamayan Temel, biraz
düşündükten sonra;
- “Hüseyin GÖRT müydü neydi. ”


Kaza
Günlerden bir gün karakola bir kaza haberi gelmiş. Polisler hemen hazırlanıp olay yerine doğru yola çıkmışlar. Polis olay yerine
vardığında Bizim Temel ile İdris kan revan içinde ambulanslara götürülüyor. İkisi de komada. Buna rağmen ikisinin de arabaları
pırıl pırıl. Üzerinde çizik bile yok. Polis şaşkın. Kaza için bir zabıt tutulması gerek fakat ortada hiç bir ipucu yok. Neyse. Polisler
merakla bizimkilerin komadan çıkmasını bekliyorlar.
Yaklaşık 3 hafta sonra Temel ayılıyor. Olay bütün Türkiye’de duyulmuş ve gazetecilerin de dahil olduğu büyük bir topluluk kazanın
nasıl gerçekleştiğini öğrenmek için hastanenin önünde toplanmış. Ve nihayet açıklama yapılıyor: Temel ile İdris karşı yönlerden
gelirken ikisi de serinlemek için kafalarını dışarıya çıkarmış. Vee..


Fal Makinesi
Bir kürt ve Temel Amerika’ya zengin olmak için gitmişler. Bir sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar. Bir sene
sonra Temel yine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha sonra yanına bir limuzin yanaşmış ve içinden smokin giymiş
bizim kürt çıkmış. Kısa bir selamlaşmadan sonra Temel:
- “Valla ben hiç bir baltaya sap olamadım der. Ama görüyorum ki sen oldukça iyi durumdasın.
Kürt : - “Eh işte durum iyi der. Valla bu Amerikalılar salak. Bir fal makinesi yaptım. 5 dolara elini makineye koyuyorsun ve fala
bakıyor” der.
Daha sonra yine bir sene sonrası için sözleşirler. Bir sene sonra yine kürt limuzini ile gelir ve beklemeye başlar. 10 dk sonra
tepeden dabadabadabna bir helikopter iner ve içinden bizim Temel çıkar. Kürt şaşırır.
- “Ulan nasıl oldu da bu kadar zengin oldun? ”
Temel : - “Valla bu Amerikalılar çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim der. 5$'a elini veriyorsun fala bakıyor. 10$
vermezsen elini geri alamıyorsun. ”


Motorlu Testere
Trabzon'da bir grup laz çok ağaç kesebilmek için Amerika'dan motorlu testere getirtmeye karar vermişler. Gerekli bağlantılar
kurulduktan sonra para ödenmiş ve birkaç tane elektrikli testere alınmış. Garanti kâğıdında da günde en az 500 tane ağaç
keseceği belirtiliyormuş. Her neyse, bizimkiler koyulmuşlar işe. Akşam olduğunda en fazla ağaç kesen Temel’miş ve sadece 50 tane
ağaç kesmiş. Doğal olarak herkes şaşırmış. Bir sonraki gün Temel zorlayarak sayıyı 100’e çıkarmış. Daha sonraki gün akşam Temel
yerinden kalkamaz hale gelmiş ama sadece 150 tane ağaç kesebilmiş. Artık bizimkiler Amerika’dan bir yetkili çağırmaya karar
vermişler. Yetkili gelmiş ve birlikte ormana gitmişler. Amerikalı motorun ipini çekip çalıştırmış ve çıkan ses üzerine bizimkiler hep
bir ağızdan:
- “Uyy o ne daa?”


Yer Yok
Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.
- “Odanız var mı?”
- “Kimsunuz?”
- “Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo. ”
- “Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok! ”


Derin Değil
Temel dere kenarında oturuyormuş. Oradan jeeple geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadığını sormuş. Temel:
- “Derin değildir geçebilirsin” demiş.
Adam da Temel'e güvenerek suya jeepiyle girmiş. Jeep bir anda sulara gömülmüş. Kan ter içinde sudan çıkan adam Temel' in
yakasına yapışmış.
- “Hani derin değildi ulan. ” Temel:
- “Abi vallahi benim suçum yok, demin ördek geçiyordu, su beline geliyordu. ”


Nutuk
Temel seçimlerde aday olmuş, büyük kalabalığa karşı konuşma yapacak, hazırlanmış, kürsüye çıkmış. Cebindeki kâğıdı aramış
bulamamış. Bunun üzerine seçmenlere şöyle seslenmiş:
- “Sevgili hemşehrularım, puraya celirken neler söyleyeceğimu pir Allah pir de pen pileydum, şimdi ise sadece Allah piliy. ”


Eş Değiştirme
Bizim Temel bir yerden duymuş, eş değiştirme moda diye! Ula Dursun demiş.
- “Eş değiştirmek pek bir modaymış, hadi bu gece biz de değiştirelim...”
- “Tamam demiş Dursun. ”O gece Temel'lerin yatak odası:
- “Ula Dursun, bizim karılar şu anda ne yapıyor acaba ?”


Aşılama
Cenevre Tarım Konferansı'nda katılımcıların her biri yaptıkları çalışmaları ve sonuçta gerçekleştirdiklerini verim artışını
anlatıyormuş. Sıra Temel'e gelince,
- “Kuru fasülyeye gül aşıladuk”, demiş.
- “Peki, punu niye yaptınız? ”
- “Yellenince gül kokayı. ”


İçki
Temel çok içiyormuş. Bu kadar çok içme de seni ustabaşı yapalım, demişler.
- “Valla pen içince mühendiz olayirum”, demiş.
Altını Çizme
Trabzon'u gezmekte olan turist,
- “Allah Allah, burada herkesin bıyığı var”, demiş.
Temel, burnuna dikkat çekerek,
- “Piz önemli ve değerli şeylerin altını çizeriz”,



Homoluk
Temel 20 senedir Almanya'da yaşıyormuş. Bir gün göçmen bürosuna gidip Almanya'dan kesin dönüş yapacağını söylemiş. Göçmen
bürosundaki Almanlar Temel'i tanıyorlar, seviyorlar. Sormuşlar niye dönüyorsun diye. Temel
- “Homoseksüeller yüzünden” demiş. Bürodakiler şaşırmış.
- “Seni rahatsız filan ediyorlarsa hemen bir şikâyette bulun, gereğini yaparız. Buradan bu yüzden ayrılmana değmez demişler”.
Temel
- “Beni rahatsız etmiyorlar” demiş.
Bürodakiler yine şaşırmış
- “Peki, neden gidiyorsun?”.
Temel cevaplamış:
- “Burada 20 yıl önce homoluk yasaktı, 10 yıl önce serbest oldu, 5 yıl öncede evlenmelerine izin çıktı. Homo olmak mecburi olmadan
dönmek istiyorum.”


Buzdolabı
Lazın biri askere gitmiş. Lazı mutfağa görevli olarak yerleştirmişler. Laz mutfakta çalışmaya başlamış. Fakat Laz mutfağa her
girdiğinde buzdolabına selam veriyormuş. Bir gün komutan sormuş:
- “Niye selam buzdolabına selam veriyorsun”. Laz cevap vermiş:
- “General Electric”.


Tuvalet Kâğıdı
Neyse yine bir gün Temel bir Fransız bir de Alman uçakta Amerika-Rusya seferindeler. Derken Fransa'nın üstünden geçerken
Fransız dönüp bunlara diyor:
- “Bakın güllerimiz ne kadar güzel”
Alman'da:
- “peaah, biz onlardan tuvalet kâğıdı yapıyoruz” diyor, tabi Fransız mor.
Gel zaman, git zaman Almanya'nın üzerinden geçiyorlar, Alman hemen dönüp:
- “Bakın lalelerimiz ne kadar güzel” diyor, tabii Fransız hemen:
- “Hehe, biz onlarla tuvalet kâğıdı yapıyoruz” diye yapıştırıyor cevabı.
Yine gel zaman git zaman Trabzon'un üstünden geçiyorlar, Temel dönüp:
- “Ha pakun daa bizum kaktüsler ne kadar güzel değil mi? Sıkıyorsa pundan da tuvalet kağıdı yapın da göreyim!!”


Halatı At
Bir gün Temel yük gemisiyle İngiltere’ye doğru yola çıkıyor. Limana vardıklarında limanda çalışan İngiliz’e
“Halatı at! , halatı at !” diye sesleniyor. Söylenenlerden bir şey anlamayan İngiliz
“What?” diye cevap veriyor. Bunun üzerine Temel tekrar zavallı işçiye
“Halatı at! , halatı at !” diye seslenir. İngiliz işçi tekrar
“What?” deyince Temel kızarak:
“Do you speak English?” diye bağırır. Zavallı işçi sevinerek:
“Yes, Yes” der. Bunun üzerine Temel:
“Eee be mübarek adam o zaman halatı at!” der.


Cin
Temel bir gün yolda giderken bir mısır kocanı görmüş. Bir tekme savurmuş kocana. Sonra bir şişe görmüş. Bir tekme de ona
savurmuş. Aniden şişenin içinden bir cin çıkmış.
- “Dile benden ne dilersen” demiş. Temel de,
- “Özür dilerim” demiş.

Onu Geçiyorum
Temel kahvenin bir köşesinde kendi kendine söyleniyor. Arada bir gülüyor. Arada bir de hatırladığı bir şeyi boş vermek istermiş
gibi elini yukarıya doğru kaldırıp indiriyormuş. Arkadaşları merak etmişler:
- “Yahu Temel sen sabahtan beri konuşarak gülüyorsun. Niye? ”
Temel:
- “Kendi kendime fıkra anlatıyorum. ”
- “Peki, ara sıra elini yukarı kaldırıp indiriyorsun... ”
Temel:
- “Yahu bildiğim fıkra aklıma gelirse onu geçiyorum. ”

Elleme
Karadeniz’de iki işçi tarlada çalışırlarken üzerlerinden bir uçak geçiyor biri yukarıya bakarak:
- “Bak Temel uçak geçiyor. ”
Öbürü hala işiyle meşgul:
- “Ula Dursun elleme geçsin. ”

Roman
Temel kırtasiyeye girmiş. Bilgiç bilgiç:
- “Bana bir roman lazım. ”
Kırtasiye tezgâhtarı sormuş:
- “Efendim ağır mı olsun hafif mi? ”
Temel:
- “Fark etmez canım. Nasıl olsa arabam dışarıda.”

Mantık
Temel Dursun’a sordu.
- “Yahu Dursun aristo mantığı nedir? ”
Dursun nasıl anlatacağını düşündükten sonra:
- “Bak Temel.. ”
Temel : “Efendim”
Dursun : “Senin akvaryumun var mu? ” “var”
Dursun : “Akvaryumunu sever misin? ” “evet”
Dursun : “O zaman balıkları da seversin? ” “evet”
Dursun : “O zaman denizi de seversin? ” “evet”
Dursun : “O zaman plajı da seversin? ” “evet”
Dursun : “O zaman plajdaki kızları da seversin? ” “evet”
Dursun : “O zaman o kızlarla yatmayı da istersin? ” “evet”
Dursun : “İşte aristo mantığı budur Temel’ciğim. ”
Bu olay Temel’in kafasına yer etti. Yolda rastladığı birini çevirip sordu:
- “Kardeş senin akvaryumun var mı? ”
Adam : “Hayır birader.”
Temel : “Ulan sen ipne misun?”

Yürü Kulum
Temel’e rüyasında Allah “yürü ya kulum” demiş. Temel'de arabasını satmış.

Poker
Temel bir dostunun evindeki poker partisine davet ediliyor. Soruyorlar kendisine. Poker bilmediğini söylüyor. Ev sahibi Temel’i
yanına çekiyor:
- “Bak Temel. Pokerde amaç Asları, Papazları, Kızları falan uyumlu olarak biriktirmeye çalışmaktır. Tüm kâğıtları Kupa Floş'u
keser. ”
Temel merak ediyor:
- “Kupa floş ne demek oluyor? ”
- “Kupa floş çok müthiş bir eldir. Kupa 10, kupa vale, kupa kız, kupa papaz ve kupa asından oluşur. O eli bulana karımı bile veririm. ”
Neyse geçiyorlar bir masaya oyunu seyrederlerken birisinin işi çıkıyor. Yerine Temel’i oturtuyorlar. Kâğıtlar dağıtılıyor. Temel ilk
kartı açıyor Kupa as. İkinci, kupa kız, kupa 10, kupa papaz veeee kupa vale. Birinci oyuncun eli iyi olacak ki rest diyor. İkinci pas,
üçüncü de pas sıra Temel’de Temel ev sahibinin kulağına eğilip soruyor:
- “Ha senun karı hangisidur daa?”
- “Karşı masada oturan sarışın.”
Temel düşünüyor veeee konuşuyor:
- “Bu da PAS.”

Hava Durumu
Fizik dersinde herkes ödev olarak bir proje yapacakmış. Derken beklenen gün gelmiş ve herkes projesini anlatmaya başlamış. Sıra
Temel'e geldiğinde Temel elinde boş bir kâğıtla tahtaya kalkmış. Öğretmen sormuş:
- “Hani senin projen nerde? ”
Temel elindeki kâğıdı göstermiş:
- “İşte buu. ”
- “Bu mu? Nasıl proje bu böyle? ”
- Bununla hava durumu ölçüyorsun efendim.
Öğretmen şaşırmış:
- “Nasıl yani? ”
- “Şimdi bu kâğıtla sokağa çıkıyorsun. Elinde kâğıt olduğu halde elini havaya kaldırıyorsun. Kâğıt sallanırsa hava rüzgârlı demektir.
Kâğıdı göremezsen hava sisli demektir. Kâğıt ıslanıyorsa anla ki yağmur yağıyor... ”

Lo, Bu Kıpırdiyy!
Temel İstanbul'a bir arkadaşını ziyarete gelir. Birlikte dolaşmaya başlarlar. Arkadaşı Temel'e Boğaz’ı göstermek için şehir hatları
vapuruna bindirir. Alt katta vapurun yan tarafındaki tek sıra koltuklara otururlar. Temel'in gözü aynı sırada biraz ileride
oturmakta olan birine takılır. Arkadaşına:
- “Şu herif Namık Kemal'e benziy! ” der.
Arkadaşı güler.
- “Yahu Temel, Namık Kemal yıllar önce öldü. ”
Temel inanamaz, eğilir, tekrar bakar, birkaç saniye sonra büyük bir şaşkınlıkla:
- “Lo, bu kıpırdiyy! ”

Kaşınma
Temel'in başı kaşınmış, şapkasının üstünden başını kaşımaya başlamış...
- “Yahu n'aapıyorsun?” diyenleri terslemiş:
- “Kıçınız kaşınınca pantolonunuzu çıkaray misunuz? ”

Nereden Celeysun
Temel paraşütle inerken aşağıdan yükselen Cemal'i görmüş.
- “Nereden celeysun”, demiş
- “Cephanelikten”, demiş Cemal

Ortadaki Benim
Almanya'daki Dursun Temel'den hem kendini hem de köyü hatırlatacak bir hatıra fotoğrafı ister. Temel de Dursun'un çok sevdiği
iki ineğinin arasında bir fotoğrafını çektirerek gönderir. Dursun mektubu aldığında fotoğrafın arkasında şu yazıyı okur:
- “Ortadaki benim!”

Uzunluğunu Verdi
İki boyacı olan Temel (kısa boylu) ile İdris (uzun boylu), bir bayrak direği boyama işini almışlar. Bu iş için ne kadar boya
alacaklarını hesaplamak için direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş ama yüksekliği? Onu ölçmek için Temel İdris'in
omuzlarına çıkmış ama direğin tam tepesine ulaşamamış.
İdris;
- “Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim” deyip Temel'in omuzlarına çıkmış ama gene aynı sonuç.
Oturup ne yapacaklarını düşünürken yanlarına iriyarı bir adam yaklaşıp ne yaptıklarını sormuş. Temel'le İdris sorunu anlattıktan
sonra, adam direği yerden güç bela söküp yere yatırmış. Boyunu ölçüp tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş. Gittikten
sonra İdris'le Temel bakışıp gülüşmüşler:
- “Aptal herife bak! Biz ona yüksekliğini sorduk o bize uzunluğunu verdi.”

Sünnet Ettik
Temel’in 14 kiloluk bir çocuğu olmuş. Biraz hava atıp neşelenmek için kahveye gidip arkadaşlarına söylemiş. Arkadaşları tabi hiç
inanmamış. Şaka sanıp geçmişler. Aradan 1 ay geçtikten sonra “ya doğruysa!” diye düşünüp. Temel’in evine gitmişler. Temel onlara
bebeği göstermiş. Bakmışlar bebek 2 kilo filan. Temel’e sorunca
Temel: - “Doğduğunda 14 kiloydu sünnet ettik 2 kilo oldu!”

Ziplemiş
Harddiskinde yer açmak isteyen Temel, Windows`un swap file`ını ziplemiş.

Trafik Soldan
Temel İngiltere'ye gidecekmiş. Arkadaşı Cemal İngiltere'de trafiğin soldan olduğunu ve bunun Temel için oldukça tehlikeli
olacağını söyleyip, dikkatli sürmesini öğütlediğinde, Temel:
- “Merak etme geçen gün Rize'den Samsun'a soldan gittim, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilirim daa!”

Teori ve Pratik
Bir gün oğlu Temel’e gelmiş ve teori ve pratik arasındaki farkı iyi anlamadığını ve bir örneğe ihtiyacı olduğunu söylemiş. Bunun
üzerine
Temel: - “Annene ve ablana git onlara 500,000$ karşılığında bir arap şeyhi ile bir gece geçirip geçirmeyeceklerini sor” demiş.
Oğlan önce annesine sonra da ablasına aynı soruyu sormuş ve her ikisinin de kısa bir tereddütten sonra kabul ettiğini öğrenmiş ve
Temel’e geri dönmüş
- “Sordum baba”
- “Ne dediler? “
- “Her ikisi de kısa bir tereddütten sonra kabul etti”
Temel şöyle bir düşünmüş ve
- “Bu demek ki oğlum bankada teorik olarak 1.000.000 $'ımız var, pratikte ise evde iki orospu bulunuyooo!”

Yenisin Galiba
Bir Alman, bir İngiliz, bir Fransız, Temel ve bir Malezyalı uçağa biniyorlar. Temel Malezyalı’ya bakıyor:
- “Sen yenisin galiba”

Gene Mi Siz
Bir Alman, bir İngiliz, bir Fransız uçağa binmişler. Laz içerden kaldırmış kafayı:
- “Ulan gene mi siz?”

At
Temel ile İdris bir gün 2 tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış, iki atı da aynı ahıra koymuşlar. Temel demiş ki:
- “Yav İdrus, biz ha punları karıştırıruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa”
- “Ha can temamdur”, diyor İdris.
Aradan bir iki gün geçiyor. Bir de bakıyorlar iki atında yeleleri kesik. Temel hemen olaya el koyup,
- “Ulu uşağum baksana daa. İkisinin de yeleleri kesiktir. Pen penumkinin kuyruğunu kesayum, haçan sen kesmeyesun. ”
Temel kendi atının kuyruğunu kesiyor. Bir iki gün sonra yine bakıyorlar iki atında kuyrukları kesik. Temel de İdris de hayvanların
bir taraflarını kesmekten bıkıyorlar sonunda Temel bir çözüm söylüyor:
- “Uşağum İdris cel piz şöle yapalum. Siyah olanı sen al beyazı ben. ”

Kulakları Sürtüyor
Temel bir at almış, ahıra götürmüş. Ama at biraz büyükmüş ahıra girip çıkarken, kulakları kirişe sürtüyormuş. Temel çözüm için
kapının kirişini yontmaya başlamış. Dursun görmüş ve sormuş ne yapıyon sen diye. Temel de durumu anlatmış, Dursun da
- “İyi de demiş, eşiği kazsana daha kolay olur” demiş. Temel de
- “Salak Dursun demiş, atın kulakları sürtüyor ayakları değil ” demiş.


Rapor
Karadenizli bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor. Pireye sıçra diyor. Pire sıçrıyor. Zıpla diyor pire zıplıyor. Pirenin kanatlarını
koparıyor ve zıpla diyor. Zıplıyor.
Rapor 1: Pire kanatları koparılmış olarak zıpladı.
Bu defa ayaklarını koparıyor ve “zıpla” diyor hareket yok. Bir daha “zıpla” diyor yine hareket yok. Ve adam yazıyor.
Rapor 2: Pirelerin ayakları kopunca kulakları duymuyor.

Niye
Karadenizlilere niçin perşembe günü fıkra anlatılmaz?
Cevap: Cuma namazında gülmesinler diye.

Barmen
Karadenizlinin birisi bara girmiş “barmen bey” demiş, “limonsuz tekila”
Barmen: - “Beyefendi limonumuz kalmadı kusura bakmayın. Portakalsız versek olur mu? ”

Deney
Venedik’te deney yapan bilim adamları insanların beyninden parça alarak söyledikleri parçalara bakıyorlar. Bir İtalyan kobay
başlıyor:
- “Huano mito... ” Beyninden biraz parça alıyorlar tekrar başlıyor:
- “Huano mi. ” Biraz daha parça alıyorlar:
- “Huan. ” Beyninin son parçasını alıyorlar ve adam başlıyor:
- “Çay elinden öteyi. gidelim yali yali. ”

Kurşuna Dizin
Naziler üç İngiliz, Fransız ve Laz'ı esir almışlar ve sonuçta ölüm cezası çarptırmışlar. Ve askerler soruyor:
- “Beyler Giyotinle mi ölmek istersiniz? Asılarak mı? Kurşuna dizilerek mi? ”
İlk önce Fransız yanıt verdi:
- “Benim atalarım hep giyotinle öldüler ben de giyotinle. ”
Onu almışlar kafasını yerleştirmişler giyotine. Giyotini üstten bırakıyorlar. Tam kafasına 2 santim kalınca giyotin duruyor.
Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor. Çünkü bu durumda Fransız kurtuldu. İngiliz:
- “Arkadaşlar. Asılarak ölmek çok kötü beni de giyotinle öldürün. ”
İngiliz uyanıklık yapıyor. Almanlar giyotini tamir ediyorlar. Ama olay aynı şekilde cereyan ediyor. Sonuçta İngiliz de kurtuluyor.
Sıra bizim laza geliyor. Bizim Temel de uyanık:
- “Arkadaşlar asılarak ölmek gerçekten çok kötü. E zaten giyotin de çalışmıyor. En iyisi beni kurşuna dizin. ”

Hatırla
Rus gizli haber alma örgütü KGB Ruslar hakkında çok gizli sırları ele geçiren üç ajanı; Amerikalı, İngiliz ve Laz ajanları yakalamıştı.
Bu ajanlar bilgiyi güvenlik açısından üçe bölmüş ve her birinin diğer iki sırdan haberi yokmuşcasına her şeyi ayarlamışlardı. Neyse
KGB bunları konuşturmak için işkencelere başladı. Amerikalı kendisine ait bilgiyi 17. gün ağzından kaçırdı. Sıra İngiliz’e gelmişti. O
da 9. gün çözüldü. Laz’ı da konuşturabilirlerse her şey tamamlanacak. Ama Laz bir türlü konuşmuyor. Artık 36. gün işkenceden
getirip hücresine kapatıyorlar. Laz kafasını duvara vurarak:
- “Hatırla eşşoğluessek hatırla. ”

Futbol
Takım kaptanı olan Temel Hoca şöyle bir teklifte bulunmuş:
- “Ula bizim Trabzonsporlu Hami'ye sarıklı cübbeyi giydirelim, Bu da bizim Hami Hoca, merkez caminin imamı, yeni tayin oldu” diye
kandırırız demiş.
Bu teklif kabul edilmiş ve ilk maçta Hamiyi de alıp Rize’ye maça gitmişler. Ama maçı yine 2-1 kaybetmişler. Dönüşte takım kaptanı
Temel Hocaya komşusu sormuş:
- “Temel ne oldu maçın sonucu, kazanabildiniz mi? ”
- “Yok ya, Rizeliler bizi 2-1 yendiler. ”
- “Yapma ya, kim attı golleri? ”
- “Bizim golü Hami Hoca attı, onların golleri de Del Pierro Hoca ile Roberto Carlos Hoca attı... ”

Şoför
Temel kamyon şoförüdür. Yolda giderken kamyonun freninin tutmadığını fark ediyor. Kamyonu yoldan çıkararak durdurmayı
düşünüyor ve bu sebeple yolun solunu kontrol ediyor. Yolun sol tarafında bir pazar yeri kurulu ve en azından 150-200 kişilik bir
insan topluluğu var. Temel arabayı sol tarafa yoldan çıkaramayacağını düşünüyor. Yolun sağını kontrol ediyor ve sağ tarafta bir
çocuğun oynadığını görüyor. Temel düşünüyor; çocuğa yazık olacak ama 150-200 kişinin içine girmektense bir can ile bu kazayı
atlatırız diye düşünüyor ve dümeni sağa kırıyor.
Akşam TV haberlerinde bir haber; Spiker bir kamyonun 150-200 kişilik bir pazar yerine girdiğini ve çok sayıda yaralı ve ölünün
olduğunu anlatıyor.
Temel de olay yerinde. Temel’e soruyorlar, bu iş nasıl oldu diye. Temel anlatmaya başlıyor;
- “Her şey o çocuğun pazar yerine doğru kaçmasıyla başladı...”

Ezseydin
Temel bir gün tren kullanırken treni devirmiş, 400 kişi ölmüş. Amiri sormuş
- “Oğlum nasıl oldu ?”, demiş.
Temel - “Tren rayına bir adam çıktı, onun yüzünden oldu.”, demiş.
Amiri - “Oğlum ezseydin o adamı da 400 kişi ölmeseydi ”, demiş.
Temel de - “Ben de öyle düşündüm, adam raydan çıkınca onu ezmeye çalışırken tren devrildi”, demiş.

Sahte Para
Marketin birine bir turist gelmiş bir şeyler almış, sonra Türk parası çıkaramamış dolar uzatmış kasadaki adama. Adam para sahte
mi değil mi diye kuşkuya düşmüş. Paranın orasına burasına bakmış. Evirmiş çevirmiş anlayamamış sahte olup olmadığını. Bakmış
böyle olmayacak parayı sırada bekleyen Temel'e uzatmış.
- “Bir de sen bak hele” demiş.
Temel paranın bir altına bir üstüne bakmış sonra masanın üstüne atmış ve
- “Bu para sahte” demiş.
Herkes şaşırmış, nasıl anladın bu kadar çabuk demişler.
Temel de: - “Bunun üstünde Atatürk resmi yok” demiş.

İsim Değişikliği
Temel ismini değiştirmek için mahkemeye başvurmuş. Hâkim demiş ki:
- “Ne var oğlum niye ismini değiştirmek istiyorsun? Hem senin ismin ne bakalım ?”
Temel cevap vermiş:
- “Temel Kıç”.
Hâkim : - “Tamam o zaman değiştirmekte haklısın, yeni ismin ne olsun istiyorsun?”
Temel : - “Dursun Kıç” olsun demiş.

Paraşüt Kursu
Temel gazetede THK'nun paraşüt kursu ile ilgili ilanını görmüş. İlgisini çekmiş ve hemen başvurmuş. Kaydını yaptırmış. Teori
dersleri bitirmişler ve sıra ilk atlayışa gelmiş. Herkes heyecanlı tabii. Hoca,
- “Arkadaşlar, ilk atlayışımızı 2000 metreden yapacağız. Kısaca yineliyorum: atlar atlamaz 3'e kadar sayıp ana paraşüt ipini
çekeceksiniz; o açılmazsa yedek paraşütün ipini çekersiniz o kesinlikle açılır. Aşağıda sizi bir jeep bekliyor olacak. Sorusu olan? ...
Yoksa iyi atlayışlar. ” demiş ve herkes uçağa doluşmuş.
Uçak atlama yüksekliğine gelince herkes hazırlanmış ve başlamışlar atlamaya. Temel atladıktan sonra öğrendiği gibi ana paraşüt
ipini çekmiş ama paraşüt açılmamış. Töbee.. Demiş. Yedek paraşüt ipini de çekmiş ama o da açılmamış. Temel büyük bir hayal
kırıklığı ile Ula, Allah bilir, aşağuda cip falan da beklemiyidur.. ”

Paraşüt
Temel'le Dursun paraşütle atlama konusunda iddiaya girmişler. En geç paraşütünü açan iddiayı kazanacakmış. Ve bunlar uçaktan
atlamışlar. Tabi büyük bir süratle yere doğru yaklaşıyorlar. İkisi de iddiayı kazanmak için paraşütü açmıyor. Yere 20-30 metre
kala Dursun paraşütü açıyor ve Temel'e bağırıyor:
- “Ula Temel! Paraşütünü açsana! ”
Temel'de ona bağırıyor:
- “Gerek kalmadı, ha şimdi indik zaten! ”

Prova
Temel ile Dursun paraşüt kursuna yazılır ve hafta sonları eğitim görmektedirler. Aradan aylar geçer ve eğitim tamamlanır.
Yapılacak bir gösteri için prova yapmaktadırlar. Uçaktan atlarlar lakin Dursun’un paraşütü açılmaz,
Temel sorar
- “Dursun, paraşütün açılmadı ne düşünüyorsun ?”.
Dursun:
- “Önemli değil ya demiş, gerçek değil ki prova yapıyoruz.”.


Adı Neydi
Temel NATO'da havacı olarak askerliğini yapıyormuş. Komutan askerlere paraşütten nasıl atlanacağını öğretmiş.
- “Uçaktan atlayınca birinci ipi çekeceksiniz. Paraşüt açılmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açılmadı, o zaman Meryem Ana'ya dua
edeceksiniz.”
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker paraşüt açılmaz, ikinci ipi çeker yine açılmaz. O sırada yere yavaş yavaş süzülen komutanının
yanından geçerken sorar:
- “Komutanım, komutanım.. Neydi o karının adı ?”

Kafaya Takmıyorum
Şimdi efendim bizim Karadenizli vatandaşlarımızdan birisi (yani Temel) oldukça şiddetli bir ishale yakalanmış ve hastaneye gitmiş.
Tabii ilk muayeneyi yapan doktor bakmış ve hemen dâhiliye bölümüne sevk etmiş. İş bu ya bizimki her nasılsa evraklar karışıp
dâhiliye yerine psikiyatriye yatırılmış. O da pek ne olduğunu anlamamış ya. Aradan şöyle 1-2 hafta geçince sevki yapan doktor
psikiyatri bölümünde bir arkadaşını görmeye gitmiş. Tam çıkıyormuş ki bizim Temel orada...
- “Yahu, demiş... Sen ne arıyorsun burada. ”
- “Bilmeeeeem... Beni buraya yatırdılar ”
- “Eeeee... n'oldu? ... İshalin geçti mi bari? ”
- “Yok canım... Aynı hızda devam ediyor. Ama artık kafama takmıyorum! ”

Süzme
Temel’in 8 tane çocuğu varmış ama hepsi de birbirinden salak, gerizekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler. Durumu
anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını
falan anlatmış yollamış. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış Temel kara kara düşünmeye başlamış. Ne
yapsak ne etsek diye Fadime
- “Dur ben sana dantelden örüvereyim” demiş.
Ölçüyü falan almış 1-2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş Temel ile Fadime’nin 1 çocukları daha olmuş. Zamanla çocuk büyümüş,
9-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama. Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sınavlarda birinci,
sporda tüm şehrin en iyisi, köyün en zeki, atılgan çocuğu olmuş. Bir gün Temel kahvede otururken sormuşlar:
- “Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oldu ?”
Temel gerine gerine cevap vermiş:
- “Süzme o, süzme.”

Fitil
Temel ishal olmuş, gittiği doktor da “günde iki defa fitil” salık vermiş. Temel fitilin asıl kullanım şeklinden habersiz olduğundan,
hap gibi yutmuş ve tabii ki daha kötü olmuş. İkinci defa gittiği doktor ona günde üç defa fitil vermiş, Temel daha kötü olup da
doktora üçüncü defa gidince doktor şüphelenip sormuş:
- “Siz yoksa bu fitilleri hap gibi yutuyor musunuz ?”
Temel kızmış,
- “Yok, bir tarafıma sokuyorum.”

İshal
Temel fena halde ishal olup, ilaç almak için eczaneye gitmiş. Ancak eczacı Temel 'e yanlışlıkla müshil hapı vermiş. Temel ilacı alır
almaz bir tane içmiş ve eczaneden çıkmış. Daha eczaneden ayrılalı 300 metre geçmeden, birisi yanına yaklaşıp,
- “Buralarda bir eczane var mı ?” demiş.
Temel tarif etmiş:
- “Şu kahverengi çizgiyi takip et bulursun”

Şikâyet
Temel'e bir işe girmek için sağlık raporu lazım olmuş. Gitmiş tam teşekküllü bir hastaneye. Epey bir muayeneden sonra doktor
sormuş.
- “Kulaklarınızdan ya da burnunuzdan bir şikâyetiniz var mı? ” diye.
- “He ya”, demiş Temel. “Özellikle fanilamı çıkarırken çok zorlanıyorum. ”

Doktor
Temel iç hastalıkları uzmanına gitmiş. Doktor:
- “Şikâyetiniz nedir ?” dediğinde:
- “Bir süredir sessiz sessiz yellenmeye başladım. Ne tavsiye edersiniz ?” demiş.
Doktor:
- “Önce bir kulak doktoruna gitmenizi tavsiye ederim!”

Tıp
Temel doktor olmuş. Karşısına bacağı mosmor, davul gibi şişmiş bir hasta getirmişler.
- “Ayağına sımsıcak bir bez saracaksın, yarına bir şeyin kalmaz”, diye ne yapması gerektiğini anlatmış.
Hasta ertesi gün bacağı daha da şişmiş bir halde çıkagelmiş. Temel yeni tedavi önerisini yapmış.
- “Ayağını buz torbasına sar, bir şeyciğin kalmaz... ”
Hasta şaşırmış.
- “İyi ama daha dün tam tersini söylemiştiniz. ”
Doktor Temel adama ters ters bakmış:
- “Ne yani hemşerum, tıp bu, hiç celişme cöstermeyecek mi? ”

Öksürük
Temel boğmaca hastalığına yakalanmış. Acayip bir şekilde öksürüyormuş Sonunda doktora gitmeye karar vermiş. Doktorun odasına
girmiş. Doktor Temel’i muayene etmiş ve şöyle demiş;
- “Bu vereceğim ilacı günde 3 kez alacaksın va bir hafta sonra kontrol için tekrar bana geleceksin”.
Ancak doktor Temel'e yanlışlıkla güçlü bir müshil ilacı vermiş. Temel aradan 2 gün geçtikten sonra dayanamayarak doktora tekrar
gitmiş. Doktor Temel'e
- “Öksürüğün nasıl oldu?” diye sormuş. Temel doktorun suratına bakarak şöyle demiş
- “Cendime cüvenemeyurum ki öksüreyum doktor bey”.

Sarılık
Karadenizli doktor, hastasına bağırmış:
- “Sağa dört aydur saruluk tedavisi yapayrum da, sen neden bana cinli olduğuni söylemeysun?”

Muayene
Temel dâhiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.
- “Öksürayrum”, demiş Temel.
- “Ne zamanlar öksürüyorsun? ”
- “Tuvalette oturayurken kapiyu tıklattıkları zaman”, demiş Temel.

Devekuşu
Temel Avustralya’ya devekuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerini hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce
bakıyor 10,15 tane devekuşu hemen arabayı durduruyor. Silahını doğrultuyor, devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma
gömüyorlar, kendi akıllarınca saklanıyorlar. Temel etrafa bakıyor ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
- “Ulan nereye gitti bu hayvanlar? ”

Pilot
Temel Trabzon-İstanbul uçağının kaptan pilotudur. İstanbul’dan havalanmış Temel’in uçağı. Uçak Zonguldak üzerine gelirken bir
sarsıntı olmuş, yolcular paniklemiş. Temel anons yaparak
- “Tikkat tikkat kaptanınız konuşuyor. Paniğe gerek yoktur sükûnetinizi koruyun” demiş.
Yolcular rahatlamış. Sinop üzerinde bir sarsıntı daha geçirmiş Temel gene anons yaparak yolcuları sakinleştirmiş. Samsun üzerinde
bir sarsıntı daha Temel mikrofonu eline alarak yolculara şöyle seslenmiş.
- “Eşhedü Enlaaa.... ”

Uçak
Bir uçak düşmek üzereymiş. Bu yüzden uçağın tabanı dahil her şeyi atmışlar. Yalnızca uçağın tavanına tutunan yolcular ve pilot
kalmış. Pilot:
- “Uçak hala düşüyor, bir yolcunun atlaması gerek” demiş. Temel:
- “Ben atlarım. ” deyince bütün yolcular ve pilot Temel'i alkışlamış ve aşağı düşmüş.
Sadece Temel kurtulmuş.

Uçakta
Temel Amerika’ya giden uçakta, yol uzun, uçak kalabalık, kendi kendine düşünüp durur. Yolun sonuna doğru bir gümbürtü kopar.
Arkasından da pilot açıklama yapar:
- “Sayın yolcular dört motorumuzdan biri susmuştur. Ancak panik yapmanıza gerek yok. Sadece uçuşun sona ermesine 1 saat
kalmıştı ama şimdi bu yolu 2 saatte alacağımızı bildirmek istiyorum.”
Yolculardan ses çıkmaz, herkes rahatlar derken bir gümbürtü daha kopar. Arkasından pilot bir açıklama daha yapar:
- “Sayın yolcularımız, motorlardan biri daha sustu ancak endişe edecek bir şey yok, sadece yolumuz 2 saat daha uzadı.”
Neyse yolcular yine sakinleşirler, aradan bir 10 dakika geçer ki bir gümbürtü daha kopar, arkasından da pilot tabii ki yine bir
açıklama yapar:
- “Sayın yolcularımız, endişelenecek bir şey yok, bir motorumuz daha gitti ama biz tek motorla da yolculuğu bitirebiliriz, sadece
yolumuz dört saat daha uzamış bulunmaktadır. Lütfen panik yapmayınız. ”
Bunun üzerine o ana kadar sakinliğini koruyan Temel bir anda alevlenir ve bağırmaya başlar:
- “Bir motor daha bozulursa bu sersem herif bizi bütün gün havada tutacak!”

Ceset
Temel ve Cemal birlikte eğitim uçuşuna çıkarlar, uçakları bozulur bir mezarlığa düşerler ve ölürler. Akşamüstü karadeniz
radyosunda bir anons duyulur.
- “Tikkat tikkat bir eğitim uçağı mezarlığa tüşmüştür çıkarılan ceset sayısı 56'dır ve ölü sayısının artmasından korkuliy. ”
Uçakta
Temel uçakla Trabzon’a gidecekmiş. Oturmuş bir yere rasgele. Asıl yer sahibi gelmiş;
Yer sahibi : - “Beyfendi burası benim yerim kalkar mısınız? ”
Temel : - “Hayır”
Yer sahibi : - “Beyfendi burası benim yerim kalkın”
Temel : - “Hayır”
Yer sahibi gider hostese başvurur.
Hostes : - “Beyefendi burası sizin yeriniz değil kalkar mısınız lütfen”
Temel : - “Kalkmam”
Hostes çare bulamayınca kaptana başvurur. Kaptan, Temel'in kulağına bir şey fısıldar ve Temel geçer arka tarafa oturur. Herkes
hayret etmiş biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba Kaptan nasıl kaldırdı bunu. Dayanamayıp sormuşlar kaptana:
Kaptan : - “Dedim ki burası Trabzon'a gitmez. ”

Pist
Temel ile Dursun pilot olmaya karar verirler. Pilotluk kursunu bitirip diplomalarını alırlar. İlk seferlerini yapmak üzere uçakla
havalanırlar. İnişe geçecekleri sırada Temel, Dursun'a dönüp:
- “Şimdi kuleden haber geldi. Bu hava limanının pisti oldukça kısaymış. Bu yüzden tekerlekler yere değer değmez, frenlere sonuna
kadar asıl ki, pistin dışına çıkmayalım”, der.
Az sonra inişe geçerler. Tekerlekler yere değer değmez, Dursun frenlere asılır. Uçak kıl payı pistten çıkmadan durur. Temel
alnındaki terleri silerken Dursun'a dönüp:
- “Bu ne biçim pist? 50 metrelik yerde uçak durur mu? ”
Dursun başını iki yana sallayıp cevaplar:
- “Haklısın Temel. Bir de şu yanlara baksana. Eni de en az 10 km. var. ”

Uçak
Önce uçağın birinci motoru yanıyor, sonra ikinci motoru. Üçüncü motordan sonra çığlıklar başlıyor. Herkes paniğe kapılıyor. Bir tek
Temel çok sakin. Uçak inebiliyor. Herkes Temel’e diyor ki:
- “Bu ne sakinlik, uçak neredeyse düşüyordu.”
Temel Hikâyeleri – Temel01.doc / 27
Temel de diyor ki
- “Babamın uçağımı düşerse düşsün.”
Helikopter
İlk defa helikopter gören bir laz yanındaki arkadaşına soruyor.
- “Ula bu ne? ” diye yanındaki de cevap veriyor.
- “Olsa olsa pin yaşunda bir sinektur. ”
Yeriniz
Kaptan Pilot Temel telsize var gücüyle bağırıyordu:
- “Ula, sağ motor bozuldu. Düşeyrum, düşeyrum. Meydey düşeyrum. Kule düşeyrum. ”
Kule hemen cevapladı:
- “Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin. ”
Temel gayet ciddi:
- “Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk. ”

3 Ceset
Savcı morga gelen 3 ceset için çağırılmış. Birinci ceset sırıtıyormuş. Savcı nedenini sormuş. Milli piyangoda büyük ikramiyeyi
kazanıp sevincine dayanamadı kalpten öldü demişler. İkinci ceset yine sırıtıyormuş. Bu neden sırıtıyor diye sormuş. Bu da 'Selin
Toktay' ile sevişirken kalbi dayanamadı cevabını almış. Üçüncüsü Temel'in kömürleşmiş cesedi imiş. Ama o da sırıtıyormuş.
- “Bu neden öldü” diye sormuş savcı.
- “Efendim buna yıldırım çarptı” diye cevap vermişler.
- “Peki, niye sırıtıyor” diye sormuş.
- “Fotoğraf çekiliyor sanmış. ”

Kokuyu Çıkaramadım
Bir gün bizim Temel İstanbul'a arkadaşı Dursun'u ziyarete gitmiş. Akşam geç vakitlere kadar oturup sohbet etmişler. Akşam
yemeğinden sonra Dursun Temel'e demiş ki.
- “Bak dostum hacen bir ihtiyacun varsa şimdi gör. Tuvalete bizim yatak odasından gidiliyor, yoksa sonra gidemezsin. ”
Temel ise gayet rahat bir şekilde:
- “Ben eyuyum hec bi ihtiyacım yok. ”
Sonra yatmışlar. Gecenin bir yarısı bizim Temel sancılar içerisinde uyanmış. Yediği ağır yemekler sıkıştırmaya başlamış. Garibim
tavuk gibi zıplamaya başlamış. Bir türlü gidecek gibi değil sancılar. Tuvalete de gidemiyor. Son kerteye gelmiş. Çıktı çıkacak.
Temel bir bakmış camın kenarında bir çiçek saksısı. Kaptığıynan çiçeği kaldırmış ve saksının içine ihtiyacını gidermiş. Geride çiçeği
toprağı ile birlikte saksının içerisine güzel bir şekilde yerleştirerek yatmış. Sabah erkenden de oradan tüymüş memlekete. 6 ay
kadar geçtikten sonra bizim Temel Dursun'a bir mektup yazmış:
Nasılsın iyi misin falan filan. Dursun mektuba hemen cevap yazmış: Hal hatır sormadan hemen meseleye geçmiş:
- “Ula Temel nereye sıçtıysan çabuk söyle. Üç ev değiştirdim hala kokuyu çıkaramadım. ”

Yuvarlak Demir
Temel yeni bir Mercedes 600 SEL almıştır. Arkadaşı Dursun'u da arabasına almış ve bu mükemmel şaheser ile arkadaşını
gezdirmektedir. Bir ara Dursun'un dikkati arabanın önündeki kocaman Mercedes amblemine takılır.
- “Temel’ciğim şu arabanın önündeki yuvarlak demir ne işe yarar? ”
Canı biraz eğlenmek isteyen Temel, Dursun’un saflığından yararlanmak istemiş.
- “O mu? Pak anlatayum. Ben yolda giderken, karşıdan karşıya geçmek isteyen birini gördim mi, bununla nişan alayrum, sonra gaza
basayrum, devirup geçeyrum.. ”
Dursun - “Hadi ya gerçekten mi? ”
Temel - “Gerçekten tabi ya ne sandın. ”
Dursun - “Nasıl yaptığını bir göstersene. ”
Temel - “Tabi göstereyim. ”
Biraz uzakta yaşlı, eli bastonlu bir nine ağır ağır karşıdan karşıya geçmektedir.
Temel - “Dursun bak nişan aldum, gaza da basiyrum... ”
HHHHIIIIIIINNNNNN.Tam kadına vurmak üzereyken Temel aniden direksiyonu sola kırar. Ama Dursun’un tarafından
KKÜÜTTTT diye bir ses gelir.
Temel - “Ula Dursun ne oldi?
Dursun - “Sen ıskaladın ama ben kapuyla defirdum oni!


Daha Erken
Sevgilisine iyi bir şeyler söylemeye çalışan Temel:
- “Sabah uyanır uyanmaz ilk işim seni düşünmek oluyor” dedi.
- “Bütün erkekler bana bunu söylüyor” dedi kız.
- “Ama ben hepsinden daha erken uyanıyorum.”


Ne Göbek Atması
Temel’in bir gün kangren olan bacağını keserler ve Temel hayata küser. Toplum içine çıkmak istemez, kimseyi görmek istemez.
Fadime’yle bile konuşmak istemezmiş. Neyse bir gün Fadime Temel’e seslenmiş.
- “Temel koş koş..”
Temel bu lafa çok içerlemiş ama acaba noluyo diye gitmiş Fadime’nin yanına. Fadime dışarıyı işaret ederek “bak” demiş. Temel
dışarıya bir bakmış ki ne görsün. Kolları olmayan, omuz hizasından kesilmiş bir adam sokakta göbek ata ata dolaşıyor. Acayip
şaşırmış. Düşünmüş taşınmış işin içinden çıkamamış. Gitmiş adamın yanına:
- “Kardeş ya” demiş. “Benim bacağımı kestiler hem de bir bacağımı ben hayata küstüm. Sen nasıl olur da iki kolun birden
kesilmişken böyle göbek atabiliyorsun” demiş.
Adam da: - “Ne göbek atması be adam. Kıçım kaşınıyor kıçım!” demiş.


Parmak Kırık
Temel doktora gitmiş.
- “Hastayım doktor, çok hastayım, vücudumun her yeri ağrıyor, nereme dokunsam sızım sızım sızlıyor, dökülüyor. ”
Doktor: - “Nasıl hastalık o, tüm vücudunu saran, ağrıtan? ”
Temel parmağının ucuyla kafasına dokunmuş.
- “Ay ay ay... ” Sonra göğsüne parmağını basmış ve yine acıyla bağırmış.
Sonra beline, yine acıdan allak bullak olmuş, sonra bacaklarına...
Temel parmağını neresine dokundursa ağrıyla irkiliyormuş. Doktor daha fazla dayanamamış.
- “Ver bakayım şu elini”, demiş; “Bak oğlum senin parmağın kırık... ”


Savaş
Lazlar ile Ruslar savaş halindeler. Ruslar bir taktik geliştirmiş, Ruslardan bir tanesi kalkıp bağırıyormuş:
- “Temel kimdir? ”
Temel ayağa kalkıp
- “Benum” demiş.
DAN, Temel’i vurmuşlar
- “Dursun kimdir? ”
Dursun ayağa kalkmış,
- “Benum” demiş.
DAN, onu da vurmuşlar. Akşama kadar lazlar çok kayıp vermiş. Akşam bir köye gidip hocaya danışmışlar. Hoca da siz de onlar gibi
yapın demiş. Ertesi gün Temel Ruslara doğru seslenmiş:
- “Igor kim? ” ... Ses yok.
- “Petro kim? ” ... Ses yok.
Aradan 10 dakika geçmiş Ruslardan biri bağırmış
- “Igor'a seslenen kim? ”
Temel ayağa kalkmış:
- “Benum, niye sordun? ”
DAN


Akıllı PC
Bilgisayar fuarını gezen Temel 100.000$’lık, 250.000$’lık PC’leri incelerken bir stand'da 1.000.000.000 $’lık bir PC görünce
hayretler içerisinde kalıp stand'daki görevliye neden bu kadar pahalı olduğunu sormuş. Cevap olarak bu PC'nin çok marifetli
olduğunu, özellikle sorulan her sorunun cevabını doğru olarak verdiğini söylemiş görevli ve Temel'i denemeye davet etmiş.
Klavye'nin başına oturan Temel
- “Babam şu anda nerede” diye sormuş PCye.
İki cırt, bir pırt ettikten sonra
- “Babanız şu anda Bodrum'da balık tutuyor” diye yanıtlamış PC.
Temel,
- “Olmadı işte, bilemedi” demiş görevliye, “babam öleli iki yıl oldu”.
Görevli telaşla,
“aman efendim nasıl olur, izin verin bir de ben deneyeyim” demiş ve klavye'ye geçerek “ bu hatayı nasıl yaptın, beyefendinin
babası vefat edeli iki yıl olmuş” diye yazmış.
PC yine iki cırt, bir pırt ettikten sonra yanıtını vermiş.
- “Beyefendinin annesinin eşi öleli iki yıl olduğu doğru, babası şu anda Bodrum'da balık tutuyor”!


İyi
Temel’in biri bir gün denize gider, soyunur elbiseleri sahilde bırakır. Çırılçıplak girer denize epey yüzdükten sonra döner gelir
sahile bakar elbiseler yok. Çaresiz bir eli önde bir eli arkada adem gibi eve gider. Yolda yaşlı Temel’lerden birisi görür sorar
uşağım bu ne hal Temel durumu anlatır yaşlı Temel
- “Ula salak uşağım yüzünü kapat oni kim tanıyacak” der.


Fare Kapanı
Temel bir sene çalışmış bir alet yapmış. Alet bir karış sopa ucunda da bir jilet ve bir peynir. Bunu Ankara’ya götürmüş
tescilletmek için. Demişler bu ne Temel anlatmış fare kapanı. Fare sopanın üstünden gelecek peyniri yerken boynu kesilecek
demiş. Herkes demiş ki kesmenin olabilmesi için hareket lazım demişler ve Temel gitmiş. Bir sene sonra gelmiş aynı alet ucunda
peynir yok bu nasıl çalışır demişler. Fare gelecek peyniri göremeyecek nerden benim peynirim deyip kafasını sallarken boynu
kesilecek demiş.


Temel Almanya’da
Temel bir gün Almanya’ya Dursun’u ziyarete gitmiş. Az buçuk bildiği Almancası ile Dursun’u bulmuş. Biraz hasret giderme derken
Dursun Temele önce etrafı filan gezdirmiş. Akşamda Temel’le tiyatroya gitmişler. Temel,
- “Benim Almancam az nasıl anlayacağım” der. Dursun,
- “Dert etme ben sana tercüme ederim” der.
Beraber oturur tiyatroyu seyrederler, Dursun da söylenenleri Temel’in kulağına fısıldıyordur. Temel’in tuvaleti gelir. Dursun’a
“ben tuvalete gidiyorum” der. Dursun “seninle geleyim” dediyse de; Temel “ben bulurum” der ve gider. Salonun dışında birisine az
buçuk Almancası ile tuvaleti sorar. Temel adamın tarifinden anladığı kadarı ile gider ve bir oda gelir karşısına; önce kapıyı tıklar
bakar ses yok. Kapıyı açar içeride bir sandalye bir masa ve masanın üstünde bir vazo görür. “Yanlış geldim herhalde” diye düşünür
ama çok kötü sıkışmıştır ve vazo ile işini halleder. Daha sonra Dursun’un yanına döner ve sorar “ben yokken ne oldu” diye. Dursun
da
- “Vallahi bizde anlamadık. Bir adam geldi etrafına bakındı sonra şu masa üstünde duran vazoya çişini yaptı ve gitti.”


Gürültü
Karadenizli yorgun argın Paris'e inmiş çok lüks bir otele yerleşmiş. Yorucu günün gecesinde uyumaya çalışıyor. Uyuyamıyor. Çünkü
yan odadan muazzam gürültüler geliyor. Duvarı yumruklamış:
- “Kim var ordaaaa? ”
- “Jean Claude Van Damme... ”
Laz postasını atmış:
- “Bana bak oraya gelirsem dördünüzün de canına okurum! ”


Temel Atma
Adamın biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider. Arabasıyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarında muhteşem bir
manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemence horon tepiyorlar. Çeker arabasını ve başlar seyretmeye, ama o da ne. Adamlar
bir tur atıp geliyorlar uçurumun başına ve halayın başındakini atıyorlar aşağıya. Sonra bir tur daha ve yine bir adam aşağıya.
Turist dayanamaz yaklaşır yanlarına ve sorar:
- “Kardeşim ne diye atıyorsunuz adamları aşağıya? ”
İçlerinden biri cevap verir:
- “Hacan biz burada Temel atma töreni yapayruk. ”


Temel'in Gazetesi
Temel bir dağ başında oturuyormuş ve en büyük zevki günlük gazete okumakmış. Fakat tembelmiş ve gazete alabileceği tek yer
oturduğu dağın eteğindeki bakkalmış. Bu iş için hep Fadime'yi gönderirmiş. Fadime bir gün sıkılmış ve pazartesi günü 7 tane o
günün gazetesinden almış. Ve pazartesi günü bir gazete verip diğerlerini saklamış. Ertesi gün Temel gazete isteyince dün aldığı
gazetelerden birini “ben çıkıyorum” deyip işlerini hallettikten sonra çıkarıp vermiş. Çarşamba günü yine Temel gazete istemiş
Fadime yine işlerini halledip Temel'e gazeteyi vermiş. Perşembe günü yine Temel gazete istemiş Fadime yine vermiş. Akşama
doğru Temel Fadime'yi çağırıp
“Fadime” demiş “Dünyada ne salak insanlar var; dört gündür aynı adam aynı yerdeki ağaca arabasını çarpıyor”.


Seyahatten Dönüyor
Aile şirketinde anne, sekreterlere doğum kontrol hapı dağıtıyor. Tesadüfen şirkette bulunan bir aile planlamacısı tebrik ediyor.
- “Ne kadar güzel bir uygulama. ”
- “Yok canım. Oğlum Temel yarın seyahatten dönüyor da. ”


Dinamit
Temel akşam evde oğluna sorar,
- “Bu gün okulda ne yaptınız?”
- “Dinamit yaptık!” Temel sorar;
- “Yarın ne yapacaksınız ?”
- “Okulu yapacağız!”


Kuş Beyinli
Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
- “Nasıl gidiyor kanaryam? ”
- “Kaybediyorum. ”
Bir müddet sonra yine:
- “Nasıl gidiyor güvercinim? ”
- “Kaybediyorum. ”
Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal sormuş,
- “Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun ?”
- “Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!” diye fısıldamış Temel.


Eczacı Temel
Müşteri Temel’den böcek ilacı istemiş. Temel sormuş:
- “Böceğinizin nesi vardur? ”


İlk Gece
Temel karısı nataşaya gerdek gecesi sormuş:
- “İlk uyuduğun erkek ben miyum?”
Nataşa: - “Uyursan evet! ”

 

ÜNLÜ KARİKATÜRLER

Biraz eğlenmek ve güzel gülümseyişler için 

hemen tıklayın.

YÖNETİCİYE MESAJ

Mail göndermek için tıklayın.