Ana Sayfa Yolumuzu Aydınlatan Özlü Sözler Yunus Emre Hayatı ve Sözleri
Yunus Emre Hayatı ve Sözleri Yazdır E-posta
site - Yolumuzu Aydınlatan Özlü Sözler

 Yunus Emre

Yunus Emre (1240 - 1321), Anadolu'da Türkçe şiirin öncüsü olan mutasavvıf bir halk şairidir. Büyük bir Türk düşünürüdür.
Sevgi Elçisi. Öyle bir sevgidir ki Yunus Emre’deki, değil insanı, canlı cansız tüm varlıkları kuşatmaya yeter. Bir bakarsınız Allah aşkını anlatır dizelerinde, bir bakarsınız insan aşkını. Yazdıklarıyla her dinden ve milletten insanın kalbine ustalıkla dokunur. Evrenseldir onun yazdıkları, tıpkı sevgi gibi.

Yunus Emre, Anadolu’da Türkçe şiirin öncüsü, mutasavvıf bir halk şairidir. Selçuklu Devleti’nin yıkılışı ile Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarına denk gelen zaman diliminde 80 yıllık bir ömür sürer. 1240 (H 638) yılında doğar. 1320’de (H 720) yılında vefat eder.
Yunus Emre’nin şiirleri, içeriğindeki düşünce güzelliği ve zenginliği kadar dili yönüyle de son derecede önemlidir. Türkçe, Yunus Emre ile birlikte felsefe ve edebiyat dili hâline gelir. Yunus Emre’deki işte bu mükemmel dil, sanat ve düşünce yapısı, çağıyla sınırlı kalmaz ve günümüze kadar gelir. Yine aynı özellikleriyle dünya kültürünün de ortak bir ismi olur. 1991 yılı, Unesco tarafından “Yunus Emre Sevgi Yılı” olarak ilân edilir.
 
Yunus Emre’nin şiirleri Divan’ında toplanmıştır. Onun ayrıca didaktik nitelikli bir de Risaletü’n- Nushiyye (Öğütler Kitabı) adlı mesnevisi vardır.

Yunus Emrenin Taptuk Emre Kapısına Gelişi ve Müridi Oluşu
Yunus isminde çiftçilikle geçinen çok fakir bir adam vardı. Bir sene kıtlık oldu. Daha da fakirleşen Yunus bir çok kerametlerini duyduğu Hacı Bektaş-ı Veli’den yardım almak fikrine düştü. Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha geldi. Pirin ayağına yüz sürerek hediyesini verdi ve bir miktar buğday istedi. Hacı Bektaş-ı Veli ona lutf ile muamele ederek bir kaç gün dergahta misafir etti. Yunus geri dönmek için acele ediyordu. Dervişler Pir’e Yunus’un acelesini anlattılar. O da “Buğday mı ister yoksa erenler himmeti mi? diye haber gönderdi. Gafil Yunus buğday istedi. Bunu duyan Pir “isterse o alıcın her tanesine nefes edeyim dedi Yunus buğdayda ısrar ediyordu. Hacı Bektaşi üçüncü kez haber gönderip “isterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim dedi. Yunus tekrar buğday isteyince hatanın büyüklüğünü anlayıp pişman oldu. Derhal geri dönerek kusurunu itiraf etti. Hacı Bektaş onun kilidini Taptuk Emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyledi.1 Fırsat kuşunu kaçıran Yunus o himmete kavuşmak için tam kırk yıl Taptuk Emre dergahında hizmet etti. İşte Yunus’u asırlardır gönül Sultanı yapan bu himmettir.

Eli böğründe dönen Yunus yüzgeri gider Taptukun kapısına. Taptuk’a adeta kul olur. Yıllar yılı şeyhine odun taşır. Yıllar yılı ondan feyz alır. 0lgunlaşır ye pişer. Yunus’un Şeyhine taşıdığı odunların içinde hiç eğrisi bulunmaması Taptuk’un gözünden kaçmaz. Sonra Yunus’a odunluktaki odunları gösterir:
A Yunus der. Bakıyorum dağdan kestiğin odunların hepsi kuru hepsi düz. Meraklandım. Acaba Ormanda hiç eğri odun yok mu?
Yunus Gülümser. tatlı tatlı içten içe bir gülüş. Vereceği cevabı ne düşünmüş ne de hazırlamıştı. Öylece dudaklarına geldiği gibi söyleyiverdi.
Ormanda eğri odun var olmasına var amma Senin derga'hından içeri odunun bile eğrisi giremez.
Yunus’un Sarıköy de yatmakta olduğu pek çok yazar Tarihçi ve araştırmacı tarafından kabul edilmektedir. Biz burada şunu ilave etmek istiyoruz. 0 şurada veya burada nasıl kabul edilse edilsin Onun gerçek gömülü olduğu yer Türk Milletinin ye bütün Müslümanların cefakar ve vefakar göğsüdür. Bu Yunusu anlayabilmek ve anlatabilmek için yeter bir kanıttır.

 

Taptuk'un Tapusunda
Kul olduk kapusunda
Yunus miskin çiğ idi
Pişdük elhamdülillah.

Taptuk eydür bu Yunus’a
Bu aşk Hakka irer se
Kamulardan ol yücedir.
Ben ana nice ireyim.

Baktuğum yüzde gördüm
Taptuk’umun nurunu
Maksudum bugün bildim
Niderem ben yarını.

Aşk Sultanı Taptuk dürur
Yunus gedadır Kapuda
Gedalar lütfeylemek
Kalde dürur Sultana.

Şeyh ü Danişmend ü Veli
Cumlesi birdir er yolu
Yunus dur dervişler kulu
Taptuk gibi serveri var.

Sorun Taptuklu Yunus'a
Bu dünyadan ne anladi.
Bu dünyanin kararı yok
Sen neyimiş ben neyimiş

Yine esirdi Yunus
Taptuk Yunusu gözler.
Meğer anin gönlünden
Bir cür’a şerbet içti.

Yunus sen Taptukuna kıl dualar
Dime kim nu kılam bu aşk elinden.
Taptuk diyem cümie dile
Ananmışam değme kula

Yunus dahi hod kim ola
Bu sözleri diyen benem.


Bu ve buna benzer pek çok dizede Yunusun gönülden bağlı olduğu ve aşk ile söz ettiği şeyhi Taptuk Emredir. Bu gün Nallıhan ilcesine bağlı Emrem Sultan köyünün bulunduğu yere yerleşmiş Ulu bir kişidir. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekle beraber kendisinin Selçuklu Devletinin son zamanları İle Osmanlıların ilk dönemlerinde (Muhtemelen Osman Gazi veya Orhan Gazi) yaşamış olduğu bunun da tarih itibariyle Miladi 1200 yılından sonralara rastladığı sanılmaktadır.
Taptuk Emre'nin Selçuklular devrinde Türkistan taraflarından gelerek bugünkü Nallıhan İlçesinin güneyinde ve İlçe Merkezi'ne 15Km. mesafede bulunan Sakarya Nehrine çok yakın Emrem-sultan Köyüne yerleştiği bir gerçektir. Birçok Vakfiyeleri olduğu ye hala Evkafta kayıtları ve “BACIM SULTAN EVKAFINDAN" diye senetler ve beratlar bulunduğu ve bu husus elli yıl önceki yaşlılar tarafından daima teyit edilmiştir.

Yunus Emre, halk diliyle yazılan tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Orta Asyada Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, Horasan ve Anadolu'da yüz yılı aşan bir gelişimden sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre'de varmıştır. Yunus'un duygu ve düşünce âlemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam tasavvufu vardır. Yunus'un bilgi ve düşünce âleminde, Onun yaratılış, varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında duygulu ve hummalı zihin yoruşları vardır ki aynı irfan kaynağından beslenir. Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insan'da Allah'tan bir parça, bir cevher bulunduğu inancındandır. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah'a âşıktır. O'nu gönlünde bilmenin heyecanındadır. Bu heyecanı, Musa Peygamber'in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus'un Tanrı diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir nostalji ile yanmış, şiirlerine bu yanmanın duygusunu yansıtmıştır. Yunus bu duygu ve bilgiyle olgunlaşıp derinleşen, bazen coşkun, bazen rind ve her haliyle cana yakın bir derviştir. Yunus Emre'nin şiirlerinden ve menkıbelerinden insan hayalinde canlanan simasının belli başlı çizgileri bunlardır. Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmeye muvaffak olmuştur. İslami taassubun, üzerinde durmaktan çekindiği birçok iman meseleleri ile cennet, cehennem, sırat ve benzeri gibi kavramlar, onun en zeki ve en hür düşüncelerine mevzu olmuştur. Şiirlerini, eskilerin, sehl-i mümteni dedikleri, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir.

Anadolu’da farklı halk ozanlarının, aşığın ve dervişin isminde yer alan Emre sözcüğünün (örneğin, Yunus Emre, Taptuk Emre) Türkçede "Âşık" anlamına geldiği dilbilim açısından kesinleşmiş durumdadır. Bu kelimenin İmre kavramı ile bağlantılı olduğu kabul edilmektedir. Türk-Moğol dil bütününde ilaç, ağız, dişilik, işaret bildiren (Am/Em/İm) kökünden türeyen Amramak/Emremek/İmremek fiili âşık olmak demektir ve Emre kelimesi de âşık manası taşır. Amrağ/Amra/Emre dönüşümüne uğramıştır. Anadolu da "imremek" ve "imrenmek" fiilleri bir şeyi çok sevmek, gıpta etmek, aşırı istek duymak manaları taşır

Yunus Emre Sözleri

Nazar eyle itiri
Pazar eyle götürü
Yaradılanı hoş gör
Yaradandan ötürü

Ben sevdiğimi demez isem, sevmek derdi boğar beni.

Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.

Cümleler doğrudur sen doğru isen,
Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

Ete kemiğe büründü, Yunus deyu göründü.

Yaratılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü.

Aşıklar ölmez, ölen hayvan imiş.

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş

Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır.

Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.

Aşık olamayan adem benzer yemişsiz ağaca.

Türlü türlü cefanın adını aşk koymuşlar.

Aşk aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eder

Dervişlik baştadır, tacda değil. Kızdırmak oddadır, sacda değil.

Benim uçmak neme gerek, hergiz gözüm ona bakmaz.

Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri. İsteyene ver onları, bana seni gerek seni...

Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz..

Ya Rabbena hayreyle,
Muhammed'e yâr eyle,
Kabrimizi nur eyle,
Kabre vardığım gece.

Ben gelmedim dâvi (dava) için,
Benim işim sevgi için
Aşkın yeri gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.

Akıl bir kişidir, Allah'a bakar.
Uyarsan akla uy, ol buhl'ı (cimriliği) yakar.

Akıl, adl (adalet) ıssı (sahibi) bir ulu kişidir.
Medet etmek sana onun işidir.

Gelin taniş olalım, işi kolay kılalım.
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.

Eğer aşkı sever isen can olasın.
Kamu derdine hem derman olasın.

Çalab'ın dünyasında
Yüz bin dürlü sevgi var;
Biri Rahmân-ı Rahîm
Biri şeytan-ı racîm.

Dağlar nice yüksek ise yol onun üstünden geçer.

Sözü bilen kişinin yüzünü ak ede bir söz.
Sözü pişirp diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola bitire savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu(zehirli) aşı
Yağ ile bal ede bir söz.

Mal sahibi mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,
Mal da yalan mülk de yalan ,
Var gel biraz da sen oyalan.

Sanırdım kendim ayrıyım
Dost ayrıdır, ben gayrıyım
Beni bu hayale salan
Bu sıfat-ı hayvan imiş..

 


 

ÜNLÜ KARİKATÜRLER

Biraz eğlenmek ve güzel gülümseyişler için 

hemen tıklayın.

YÖNETİCİYE MESAJ

Mail göndermek için tıklayın.